"Su Lordu'nun dönmesine yardım edecek misin?"
"Herkesin aptallığı da bu," dedim ellerimi birbirine kenetleyip çenemi dikleştirirken. "Arın geri dönmenin bir yolunu zaten bulacaktı. Ben olsam da olmasam da. Ben sadece onu tanımaya çalıştım ve başarılı oldum da." Gülümserken sesim buz gibiydi. "Herkes kendini çok zeki sanıyor ama Sina bana güveniyor, en korktuğunuz deli lord bana güveniyor. Daren benim peşimden ayrılmıyor. Orman ruhu benim eşim. Bu bana çoktan elemental'i fethetmişim gibi hissettiriyor." Kendi etrafımda bir tur dönüp kahkaha attım. Deli, itilmiş, kabul görmeyen su vârisinin herkesi etki alanına almasına nasıl hissettirecekti acaba?
" Oyun oynamayı bilen bir siz mi varsınız yani? "
Bunu uzun zamandır düşünüyordum. Öpücük sayesinde Arın güçlendi sanıyorlardı ama asıl güç benim elimdeydi.
"Seninle daha da güçlendi. Asıl korkulması gereken delinin Arın olduğunu sanmıyorum."
"Döndüğü zaman tahtı isteyecek," dedi...
"Hakkı olan tahtı," diye altını çizdim. "Zaten onun olan taht."
"Onu İlmek'ten nasıl çıkaracağım?"
"Bunu gerçekten neden yapmak istiyorsun Su Vârisi?"
"Çok basit," dedim ona dönerek. İkimiz de karşılıklı durduk.
"Onlar adil savaşmıyorlar ve ben de kuralları bilmiyorum. Bu oyunu onlar için de zor bir hale getirmek istiyorum. Dört krallık varsa, dört lord da burada olacak. Ne eksik ne fazla."
"Bu sonradan gelen melez bir kız için büyük bir tutku."
"Bana kalırsa tutkuların hayal gücümüzü de bizi de aşması gerekiyor, bu yüzden onlara böyle demiyor muyuz? Benden hayatım aldılar, ben de onlarınkini istiyorum."