O günün özeti, görünürde güzel olmaktan başka bir özelliği olmadığını sandığı uzak hala kızıyla aralarında kurulan kısa ama sarsıcı ilişkiydi. Şebnem, küçük yaşına rağmen, cesaretinin sınırlı olduğunu çok çabuk anladığı Selda’yı, onun kurallar dünyasında yaşayan ailesini, düzgün, güvenli hayatlarını küçümsediğini göstermiş; geçmişindeki trajik hikâyeyi unutturmuş, oradan oraya savrularak yaşayan bir ayak bağı değilmiş gibi, her şeye yukarıdan bakarak kendini Selda’yla eşitlemiş, arada fire verse de günü yenilmeden geçirmeyi başarmıştı.
Hülya Hala'nın güzelliğinin, pek alımlı bir tarafı olmayan Lamia Hala'nın hayatını zehirlediğini düşünüyordu Selda, burnunun dibinde erişilmez bir güzellik. Her halinde insanın kendini bakmaktan alıkoyamadığı bir ahenk vardı. Şebnem de annesine benziyordu, en az onun kadar güzeldi, insan gözlerini alamıyordu. Ama Hülya Hala'nın hareketlerindeki ahenk, Şebnem'de yerini çabucak anlaşılması güç bir nefretin ince hatlarına bırakıyordu.
Hülya Hala hayatını istediği gibi yaşamış, sevdiği adamla hem onun, hem kendi ailesinin muhalefetine rağmen evlenmiş, aynı adamdan yine her iki tarafın muhalefetine rağmen ayrılmıştı. Kimsenin sözünü dinlememişti.