Espirinin dibine vurulan , gayet samimi , doğal bir yazım tarzı var yazarın. İçindeki karakterlerin özgünlüğü olsun , ülkemizdeki acı gerçeklere laf sokarak dalga geçisi olsun , sevgi hakkındaki tespitleri olsun , kitap hakkındaki en iyi kelime bence "Samimiyet"...
İnsan kitaba ilk başladığı anda hemen adapte olabiliyor ve elinden bırakamıyor.
Kitaptaki karakterlerin düşünce yapısı normal dediğimiz insanlardan o kadar farklı ki adeta sayfalara gömülmemizi istemiş ve bunu sağlamış yazar. Dizisinden de bazı pasajları izlemiştim beğenerek , ama kitap her zaman bir başkadır. Bitirir bitirmez tek düşündüğüm şey , hemen ikinci kitabını bulmalıyım oldu . . .
Leyla ile MecnunBurak Aksak · Küsurat Yayınları · 201817,6bin okunma
"Irène Jacob’un canlandırdığı genç manken Valentine’in iç dünyası, emekli bir yargıçla kurduğu ipnotik bağlar sebebiyle altüst olur. Genç kadın, yaşlı adamın, komşularının telefonlarını dinlemek gibi bir kötü alışkanlığı olduğunu keşfettiğinde, kasıtsızca ortaya çıkan sırlar, romantik bir gizeme ve sonuçta trajediye yol açacaktır.
Seyircinin olan bitenle ilgili soru işaretlerini daha da artıracak olan finaliyle Kırmızı, hiç şüphesiz Kieslowski’nin Üç Renk serisindeki en karmaşık ve hazmı zor film.
Birçokları tarafından kolaylıkla, Fransız usülü bir Alacakaranlık Kuşağı hikayesi olarak nitelendirilebilecek olan yapımda, Irène Jacob tüm kariyerinin en ince işlenmiş ve seyrine doyum olmaz rollerinden birini çıkartıyor. Yılların ‘Fransız’ı Trintignant’ın çizdiği, hayattan bir şey beklemeyen, aksi ve sırlarla dolu emekli yargıç karakteri ise seyircideki daha fazla keşfetme isteğini amansızca körüklüyor.
Kieslowski, Fransız bayrağından ödünç aldığı Kırmızı’yı, tarihe malolmuş anlamından, ‘Kardeşlik’ temasından biraz daha uzaklara götürüyor. Sembolizmin derinliklerine dalıyor ve ‘rastlantı’ kavramıyla harmanlıyor. Üçlemenin finali olan bu film, aynı zamanda en çarpıcı ve allak bullak edici olanı."
Bu kitaba sayfamda da yorum atmamış olsam bile hikayelerde hep ne kadar sevmediğimi ifade ettim. Gerçekten Goodreadste görünce ve konusunu okuyunca inanılmaz beklentiye girmiştim ve çevrildiğini görür görmez aldım. Yani öyle bookstagram hesapları etkisinde kalmadım. E okuduk bitti ve gram zevk almadım, okurken süründüm resmen.
İntiharın eşiğine gelmiş bir insanın hayatını okuyoruz en başta. Hayatında pek bir şey yapamamış ve keşkeleri bol olan bir insan. Ve bir de kütüphanemiz var buradaki kitaplarda bu karakterin yaşamış olabileceği hayatlar var. Onlardan birini seçip o hayatı yaşayabilir. Bir sürü farklı farklı hayat görüyoruz ve buralar aslında hoş yalan söyleyemem. Ama kitabın bir gelişim kitabı tadında yazıldığını hiç tahmin edememiştim. Verdiği mesajlar o kadar basit ki... Bir hayatın var değerini bil, çaba gösterirsen her şeyde güzellik bulabilirsin tadında. Gerçekten okurken gözlerimi devirmeye başladım bir süre sonra. Tabi böyle lise çağındaysanız eminim etkileyecek bir kitaptır ben bu mesajlardan etkilenecek yaşları geçtim sadece.
Yine de ne zaman birinin bu kitaba 10 puan verdiğini, okuduğum en iyi kitaplardan biri dediğini görsem bir sinir basıyor. Bu kitabı beğenmeyen kişilerden birisi olarak şöyle köşede bir yere geçeyim. Yani tamam arkadaşlar fena bir kitap değil, ihtiyacı olan insanlar okuduğunda onları güzel etkileyebilir ama bu kadar abartılacak bir kitap mı? Bu kararı diğer okurlara bırakıyorum.