"Bunları kime yazıyorsun?" ..
"Hiç kimseye. Özel biri yok. Öyle yazıyorum işte."
"Çok güzel bence. Acaba dedim kendi kendime, acaba birine mi yazıyor?"
Sana. Hiç kimseye. Seni seviyorum. Hiç kimse. Bundan böyle bütün "hiç kimse"ler "sen"sin.
Ağlayan bir kadının omzuna dokunmak demek, "bak, ben senin yanındayım, ağladığın hiçbir şey için değmez, burada senin yanında, yarana baktıkça içi sızlayan biri var." demektir.
"Beni hatırlıyorsun değil mi?"
Hatırlıyorum. Birlikte bir fotoğrafımız bile var aslında. Sen bilmiyorsun. Yan yana gibiyiz ama değiliz. Bir arkadaş grubunda çekilmiş eski bir fotoğraf. Ben sana bakıyorum, sen başka bir yere. Çok güzelsin. Sen hep güzelsin. Ben yine sana bakıyorum, sen başka bir yere. Beni görmüyorsun. Fark etmiyorsun. Dolaştığın yerlerde dikkat çekmeyen bir nesne gibi bir kenarda duruyorum. Dokunsan can gelecek bedenime. Kanım dolanmaya başlayacak vücudumda, gözlerim açılacak, ayağa kalkıp peşinden geleceğim. Yıllardır aynı fotoğrafa bakıyorum, sen bana bakmıyorsun, ayaklarım taş kesiliyor ve olduğum yerde öylece kalakalıyorum. Seni hatırlıyorum, seni seviyorum, seni çok özlüyorum. Sen bilmiyorsun.