Erkekler, kalbi durduğunda değil, çaresiz kaldıklarında ölürler. Bir aşkı, içlerinde bir yerlerde tutmak zorunda kaldıklarında ölürler.
Bir erkeğin ölümü, kadınının kalbinin kırıklığıyla başlar.
Kadınlar kötülüğün sesini çok uzaktan duyarlar. Adımlarını hızlandırıp kaçmaya çalışırlar önce. Sonra bir an gelir. Tuhaf bir an. Artık kaçamayacaklarının farkına vardıkları o an. Çaresizliğin farkına vardıkları ve kabullendikleri o meşum an. Kedilerin ölmek için bir yerlere gidip beklemesi gibi, uygun bir yerde durup, adım adım kendilerine yaklaşan kötülüğü beklemeye başlarlar. O ölümcül kötülükten başkaları zarar görmesin diye de etraflarında duran sevdiklerinden uzaklaşmışlardır. Kapkara, kan kırmızısı mı demeliyim, kapkara olsun, kapkara kötülüğü yapayalnız beklemeye koyulurlar.