"Evet Bibi," diyorum ona. "Bu pis kokuyu...ben de duyuyorum. Ama bana daha kötü kokan şeyler de var, biliyor musun? İnsanlardan yayılan kokudan daha kötü değil. Bedenlerinden. Hele ruhlarından yayılandan. Ve bu kokulardan kaçamıyorsun."
SPOİLER VARDIR!!!
Son zamanlarda diğer kitaplarla birlikte sindirerek ve yavaş-yavaş okuduğum ve daha önce de farklı bölümlerini paylaştığım Michel Foucault'un "Doğruyu Söylemek" eserinden başka bir bölümünde önemli olduğu kanısındayım. Kitabın "Demokratik Kurumların Krizinde Parrhesia" başlıklı bölümünde Foucault MÖ IV. yüzyılda kurumların geçirdiği krizle ilgili olarak demokrasi bağlamında parrhesia'yı inceliyor. Ancak öncelikle parhessia'ın sözcüğünün ne anlama geldiğini açıklamakta fayda var. Kitabın ilk bölümünde Foucaullt sözcüğü etimolojik açıdan şöyle açıklıyor: "parrhesiazesthe- ki pan (her şey) ve rhema (söylenen) sözcüklerinin birleşiminden oluşur - "her şeyi söylemek" anlamına gelir." Bu her şeyi söyleyen kişi ise parrhesiates olarak adlandırılır. Ancak bu her şeyi söylemek özelliğini boşboğazlıktan ayırmak için kitapta uzun uzun açıklamalarla ve burada ayrıntılarına giremeyeceğimiz şekilde parrhesiates'in belirli özelliklere ve ahlaki niteliklere sahip olması gerektiği kanısına varır ve şöyle açıklar : "Parrhesia oyunu parrhesiates'in birinci olarak hakikati bilmek ikinci olarak da böylesi bir hakikati başkalarına aktarmak için gereken ahlaki niteliklere sahip bir insan olduğunu varsayar."
Parshesia ve parrhesiates üzerine yapılan kısa açıklamalardan sonra başta zikrettiğim bölüme dönecek olursak, her kesin eşit söz hakkı olduğu demokrasilerde parrhesia'ın mümkün olamayacağı çünkü her kesin parrhesiates'in özelliklerini taşımasının mümkün olamayacağı üzerine düşüncelerini İsokrates'in MÖ 355 yılında yazdığı "Barış Üzerine" eseri üzerinden inceler. Düşünür kitapta başka düşünürlerin eserleri üzerinden de incelemeler yapmıştır ancak benim açımdan en çarpıcı örnek olan İsokartes'in "Barış Üzerine" metninden incelediği bir parçayı aynı şekilde sizinle