Aşk nedir? Bana göre aşkı güzel bir nesnenin üzerimizde bıraktığı etkiden başka bir şey olarak düşünemeyiz. Bu etkiler bize de geçer ve bizi de ateşler. Sonunda bu nesneye sahip olursak mutlu oluruz. Yok eğer ona ulaşmak imkânsızsa, perişan oluruz, ancak bu hissin temelinde yatan şey nedir? Arzudur. Bu duygunun devamında ne hissederiz? Delilik. O halde kendimize bir neden bulup, onun etkilerine karşı kendimizi garanti altına alalım. Neden, nesneyi elde etmek istememizdir: Güzel! Başarmak için çabalıyoruz; ancak bilgece davranmalıyız. Elde ettiğimiz andan itibaren sevince boğuluyoruz, tam tersi durumda üzülüyoruz. Binlerce birbirine benzer ve hatta daha iyi nesnenin arasında illa o kaybettiğimiz nesne için üzülüyoruz. Bütün erkekler, bütün kadınlar birbirine benzerler: Aklı başında bir düşünceye karşı koyacak aşk yoktur. Ah! Tüm hislerimzi sömüren, bizi kendini bilmez duruma düşüren bu sarhoşluk hali, bu delicesine taptığımız nesneye ulaşmadan var olmama halı nasıl da yalan dolan! Buna yaşamak mı denir? İnsanın hayatın bütün zevklerini bir kenara itmeye gönüllü olması iyi bir şey mi? Metafizik zevkler dışında tüm mutluluğumuzu sömüren, sanki delirmişiz gibi bizi etkileyen, bizi yiyip bitiren kavurucu bir ateşin içinde kalmayı istemek değil midir bu? Eğer tapılası nesneyi sonsuza kadar sevmemiz gerekseydi, eğer onu asla bırakmayacak olsaydık, bu yaptığımız o zaman da çılgınlık olurdu, ama hiç değilse biraz daha bağışlanabilir bir durum olurdu. Bu kadar yeterli mi? Asla çözülmeyen, reddedilmeyen bu sonsuz bağlara daha başka örnek ister misiniz? Cicim aylarınıdan, sunağında yaptığımız tütsülerden sonra nesnemizi hak ettiği yere koyuyor ve artık çoğu zaman bizi baştan çıkartabileceğini bile düşünmez hale geliyoruz.