Flaubert, bu zavallı burjuva kadınının dramının arkasında bize burjuva sınıfının bin bir türlü kötü yüzünü anlatıyor. Toplumsal sınıf analizleri ile ilgilenenler, kitapta, döneme ve karakterlere ilişkin muazzam betimlemeler bulabilirler: doya doya okuyacakları, detaylarda boğulabilecekleri 390 sayfalık bir klasik. Hatta buraya bir link bırakacağım: dergipark.org.tr/tr/download/art... Burada kitap incelemesi ile ilgili akademik bir kaynak bulabilirsiniz. Bu kitapta tam üç adet Madam Bovary var, tabii ki bir tanesi ana karakter. Üç Madam da birbirinden korkunç kaderlere sahip. Tabii ki en sonuncusu, en korkuncu: Kendi başını yemek deyimini dolu dolu yaşayan bir kadın Emma Bovary. "Emma, bahtiyarlık, ihtiras, kendinden geçme gibi sözlerin, kitaplarda okuyup pek güzel bulduğu bu kelimelerin hayatta acaba neyin, hangi halin adı olduğunu düşünüp duruyordu." Emma bunların ne demek olduğunu ölmeden önce anlamıştır diye düşünüyorum. İflah olmaz bir romantiğimdir ama Madam Bovary’nın aşk ve romantizm düşkünlüğü beni gerdi. Kitabı yeni bitirdim, ana karakterlerden biri Charles Bovary, son sayfaları hep bu adama üzülerek okudum. Aslına bakarsanız Charles ‘odun’ gibi bir adam ama yine de hak etmediği bir sonla yüzleştiğini düşünüyorum. Hak etmedikleri davranışlarla ve sonuçlarla karşılaşan insanlara karşı zaafım var, bu yüzden Charles için üzülerek kapattım kitabı. Okuyun derim: kitap karakterlerinin çok çok benzerlerini eminim kendi yaşantınızda da göreceksiniz.