Rhododendron

Rhododendron
@_Rhododendron_
Okuyorum, okutuyorum; öğreniyorum, öğretiyorum. Kimseye gülmüyorum, kimseye ağlamıyorum, kimseyi lanetlemiyorum. Herkesi ve her şeyi anlamaya çalışıyorum.
5 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı
Yunus Emre ile Kara Osman'ın Karşılaşması
"... Senin zamanın senden önce başlamazsa neye yarar? Demem şu deme Osman Yiğit, sen zamanını kendin öreceksin örgülerin sağlamsa zaman seni unutmaz senin ardınsıra gelir, yok örgülerin sağlam değilse o Konya'nın ötelerindeki merak ettiğin insanlardan farkın kalmaz. Ben söyleyeyim sana o insanların nasıl olduğunu: karıncalar gibi. Bir fark var ama: Karıncalar ne yaptığını bilir, bütün tabiattakiler ne yaptığını bilir. Gelgelelim insanlar tabiattan uzaklaşıyor o senin dediğin dört duvar arası yani ev değil düşman olan. Dört duvar insan yüreğinde hem de kerpicin hem de tahtanın en kötüsü ile yüreklerinde. Halbuki tabiat gelip yerleşmeli yüreğe, tabiat sevmektir, aşktır Yiğit. Sevmek en katı kerpiçleri, en yongalı tahtaları eritir yüreği tutsaklıktan kurtarır..."
Sayfa 94·Kitabı okudu
Tarihi Roman
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
I. Haçlı Seferi Sonrası I. Kılıç Aslan'ın Anadolu Beylerine mektubu
Demek ki bir ülkeye sahip oldum demekle sahip olunmuyor. Demek ki ülke benim ülkemdir güvenişi bir işe yaramıyor, kalabalık çerin, kollukların tedbirini almazsa ummadığın yerlerden ummadığın yaylar geriliyor, oklar uçuşuyor. Öyleyse ülkenin derelerini, tepelerini, aydınlıklarını, karanlıklarını, gizlisini saklısını bilmek gerekmiş. Bunun için de ülkede birlik gerekmiş, ayrı ağızlardan ayrı havalar okumaktansa bir ağızdan bir havayı okumak gerekmiş. Anadoluda ve yarın daha da varacağımız yeni Anadolu'da bundan böyle bir ağızdan bir havayı okumak gerektir diye düşünürüm. Ben, Kutlamış Beyin oğlu Süleyman Şah'ın oğlu Kılıç Aslan böyle düşünürüm...
Sayfa 327·Kitabı okudu
Tarihi Roman
Dandanakan Savaşı(1040), Sarı Hoca'nın Alpaslan'a vasiyeti:
"Bu kilit bil ki burada...Dandanakan'da bil ki, yarım açıldı. Al artık. Yarısını nerede açarsın orasını sen bil gayri... Bana sorarsan, bu Sarı Hoca'a son nefesinde sorarsan... derim ki... Oğuzlu'yu denize ulaştır derim... Oğuzlu'nun göğsü bağrı açık olmalı. Oğuzlu göğsü bağrı açık düşünmeli derim... Ne demeğe gelir? Dur Alpaslanım ben derim. Bu şu demeğe gelir ki deniz sonsuzdur. Buraları gibi kapalı kutu değildir. Kapalı kutuda boğma Selçukluyu. Kapalı kutuda ne yetişir ki... Üstüne kilidi vurdun mu hapissin, denize kilit vur bakalım hadi...göğe kilit vur..."
Sayfa 174
Tarihi Roman
"Onlar (ölmüş atalarımız) yaşamdan, bizim aldığımızdan daha azını alıyorlardı ; ama çok da az şey bekliyorlardı ondan ve geleceği biçinlendirmeye, bizim kadar çalışmıyorlardı. Biz, kalıcı bir mutluluk sözü alarak doğduğuna kendini inandırmış o küstah kuşaklardanız. Söz mü? Peki, kim vermiş bu sözü?
Sayfa 52
Nasıl anlatsam bilmiyorum; yavaş yavaş sizi içine çeken kitaplar da güzeldir ama bir anda duygu seline kapılmanızı sağlayan kitaplar eşsizdir. Bu da öyle bir kitap. "Ağaçlar boyun eğmek zorundadır; kökleri onlara gereklidir; insanlara değildir oysa. Biz ışığı soluruz, gözümüz göklerdedir ve toprağın altına girdiğimizde, çürüyüp gitmek içindir bu. Doğduğumuz toprağın cansuyu, ayaklarımızdan başımıza doğru yükselmez; ayaklar yalnızca yürümeye yarar. Bizim için yalnızca yollar önemlidir. Bize göz diken bizi isteyen onlardır - yoksulluktan zenginliğe ya da başka bir yoksulluğa, kölelikten özgürlüğe ya da kanlı bir ölüme giderken. Ve o zaman tıpkı doğduğumuz gibi, kendi seçmediğimiz bir yolun kıyısında ölüp gideriz. "
Sayfa 9