Tahmini Okuma Süresi:
10 sa. 2 dk.
Sayfa Sayısı:
354
Basım Tarihi:
2012
İlk Yayın Tarihi:
1978
Yayınevi:
İrfan Yayınevi
ISBN:
9789753710022
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Sıralamalar
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·354 syf.··
Beğendi
·
2000 29. kitabı
·
153 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2000 00:00
M. Necati Sepetçioğlu üçlemenin son kitabı kapı isimli eserinde; Anadolu’nun Türkleşme ve İslâmlaşma sürecini merkeze alarak, bir “kapı” metaforu etrafında kimlik, inanç, aidiyet ve mücadele temalarını işler. Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde yaşayan insanların yeni bir düzen kurma çabalarını, Türk boylarının iç mücadelelerini ve dış baskılarla olan çatışmalarını anlatır. “Kapı”, hem bir medeniyete giriş kapısını hem de insanların kaderlerini belirleyen eşikleri sembolize eder. Anadolu’ya gelen Türk boylarının yerleşme süreci, bu süreçte karşılaştıkları düşman güçler, toplum içindeki liderlik, sadakat, ihanet ve birlik meselelerini işlemiştir.
KapıM. Necati Sepetçioğlu · İrfan Yayınevi · 2012739 okunma
7/10
·354 syf.··
Beğendi
·
2018 1. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 03 Ocak 2018 00:00
Mustafa Necati Sepetçioğlu'nun Dünki Türkiye dizisinin üçüncü kitabı. Daha önce de ilk iki kitabı -Kilit, Anahtar- okumuştum. Bu da ilk ikisi kadar etkileyiciydi. Konu itibariyle babası Anahtar'da öldürülen Kılıç Aslan'ın sultan olması, Çaka Bey ve Anadolu Selçuklu Devleti'nin yükselişi anlatılıyor, temelde. Bunun yanında ilk kitap olan Kilit'te hepsinin öncüsü olan Sultan Alparslan'ın yaktığı ateş devam ettiriliyor ve Anadolu adım adım Türkleştiriliyor. Bunu Anadolu'nun her yanına dağılan Türkmenlerle ve her yere yeni, Türkçe isimler verilmesiyle anlıyoruz. Özellikle Ahilerin ve Kurt Baba'nın dervişlerinin hem Anadolu'nun Türkleştirilmesinin hem de ordudaki askerlerin, hem de halkın manevi duygularını nasıl ilmek ilmek işlediğini, herkese manen nasıl destek olduklarına şahit olduklarını görüyoruz. Karakurt Hafız gibiler sadece camilerde vaaz vermekle kalmıyor, hem askere destek veriyor, hem de Anadolu'nun Türkleştirilmesinde aktif rol alıyorlar. Böylece hem fetihlerle, hem kültürümüzle adım adım bu toprakların nasıl bizim olduğunu okuyoruz. Yazarın diline de değinmeden geçemeyeceğim. Çok şiirsel bir dili var bence. Evet, bu bir roman ama öyle ahenkli ki kendinizi uzun bir destanın sayfalarını okuyormuş gibi hissediyorsunuz bazen. Ayrıca tıpırdamak, pırpırlanmak, höykürmek gibi çok ilginç ve çok hoş kelimeler var. Konuşmaları okurken gerçekten de iki Selçuklu'nun oturup konuştuğunu hissediyorsunuz. Bugünün değil, o zamanın kelimeleriyle... Önceki iki kitapta geçen Alparslan, Süleyman Şah, Sarı Hoca, Savtekin Bey gibi karakterlere sık sık atıfta bulunulması da çok iyi olmuş. Bizans'ın sokak sokak, meydan meydan anlatıldığı, Anadolu'nun karış karış gezildiği, Haçlılar'ın üzerimize saldırdığı, Hasan Sabbah'çıların her yeri gizliden gizliye çürütmeye çalıştığı, yeni bir
KapıM. Necati Sepetçioğlu · İrfan Yayınevi · 2012739 okunma
kitabın ozeti
Puan vermedi·354 syf.··
2024 3. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2024 12:49
Kitap Süleyman şah in oğlu kılıç aslan ve Anadolu Selçuklu Devleti'nin yikilsinin başladığı ve sevenleri anlatıyor. Alpaslan ve Süleyman şah in kurdukları Büyük Selçuklu imparatorluğu kiliç aslanın toyluğunu çevresinde bulunan deneyimli ve tecrübeli insanları dinlemeyisi , dediğim dedik hareketleri ve haçlı Latin büyüyen ve yayılan Selçuklu imparatorluğunu durdurmaya çabası anlatiliyor. Çıkardığım sonuç patisahtan olsan sultan da olsan bir karar alinacaksa kendisini ilgilendiren kişilere danışmak gerekir ve İslamiyeti bir kenara koyamacagi
Edebiyat
KapıM. Necati Sepetçioğlu · İrfan Yayınevi · 2012739 okunma
Puan vermedi·354 syf.··
2021 83. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2021 13:54
Bu kitabın ana karakterleri Kılıç Aslan, Ersagun Bey ve Çaka Bey. Bu kadroyla yola devam eden yazara göre Türk devletinin temelleri inançla yoğrulmuş. İslam Türk devletinin sacayaklarından. Ne var ki Kılıç Aslan inançsız. “İnançsız bir Sultan, inanmayan bir Selçuklu Sultanı tez yıkılır, olmaz; kendi yıkılışına yanmam Oğuz soyunu da batırır. Şurda nasıl tutunduk, neye inanarak... nasıl olur?” s. 151 “Kılıç Aslan, Tekkelerde hocalar çerimi uyuşturuyor demiş.” s.168 “Senin derneğin tutsa tutsa bir yıl tutar dutu, bir yıl çemütleştirmez. Yesevi yoksullarıyla Ahi fukaralarının el attığı çemüt ise taze can bulur. Yok eğer Kılıç Aslan taş heykellerden düzme bir ordu istiyorsa sözüm yok. Haça tapanların karşısında görürüz.” s. 176-177 Anadolu’da en çok Selçuklu eseri vardır malum. Selçukluların bıraktıkları bu eserlerin arka planı Kılıç Aslan’ın ağzından şöyle anlatılıyor: “Burdan çıktın mı yola, benim topraklarımın en sonunaca korkmadan gideceksin, sere serpe. O koca hanlar benim mührüm olacak, damgam Ersagun Bey; topraklarımı damgalayacağım, benim olduğunu cihan bilecek cihan. Yoksul yolcular için aşevleri, sayru yolcular için otacısı ilacı, kervanlar için yeyip içip yatacak yeri, mektebi Ersagun Bey mektebi...” 288 “Tekkeyle tekkedekilerin vermek istediği ruh sadece insanların değil, ülkem dediğiniz toprağın da özüdür bana sorarsanız. Gündoğusundan gelen Oğuz soyu sadece kılıcıyla kalkanıyla okuyla gelseydi yahut yalnız aklıyla gelseydi Urumeli’nin bu ucunda yerleşemezdik; köhne toprakları uyandıramazdık ya o toprağın uykusuna biz de dalardık.” 289 Kitabın başında inançsız olan sultan, Haçlılarla mücadele sürecinde inanmaya başlıyor. “Tanrıya güven (Kılıç Aslan) 330” “Tanrım! İkinci defadır Tanrım diyordu.” 334 “İrkildi; savaştan İznikten sonra bu üçüncü Tanrım deyişiydi.”
KapıM. Necati Sepetçioğlu · İrfan Yayınevi · 2012739 okunma
10/10
·354 syf.··
2019 115. kitabı
Bir kitap sizde merak ya da akabinde başka kitaplar okuma hevesi uyandırıyorsa güzeldir. Kapı kitabını okudum ya Kılıç Aslan’ı, Hasan Sabbah’ı, Haçlı Seferleri’ni, Çaka Bey’i, Bizans entrikalarını ve Anadolu’nun yurt edinilmesinde gösterilen çabaları, zorlukları, o dönemin beyliklerini, Ahmet Yesevî’yi daha çok merak eder oldum. Kilit kitabına göre daha bir edebî buldum Kapı'yı. Betimlene ve öykülemelerini dikkatle okudum. Okuduğum her bir mevzuyu sanki kuşbakışı yüksekçe yerden izledim. Çoğu zaman yaşadım. Zaman zaman hamasi yerlerde gözlerim dolmadı değil. Akça kıza yanmadım değil. Bu tür kitaplarda konuya dalınca elimde kalem olmasına rağmen edebî cümleleri çoğu zaman kaçırıyorum. Durumu fark ettiğimde bakıyorum ki sayfalarca ilerlemişim. Geri dönüp işaretlemektense kitabın kendisine mim koymak en güzeli diyorum. Bu türden kitapları okunmuş kitapların arasına kaldırırken, kütüphanemin en mutena bölümüne, ara ara bakılan kitapların yanına koyuyorum. Birkaç yerin altını çizmişim. Belki de son yaşadıklarımızın bu işaretlemelerde etkisi vardır. Bilemiyorum. * “Her şey Tanrı'da güzel; inanmak, inandığını sevmek güzel. . İnandığın toprakla, suyla, yıldız ışığında gök mavisiyle karıştığı zaman güzel; yurt bu işte...” * "Fakat sonu var her şeyin; yılmamanın, korkmamanın, bıkmamanın da sonu var. Bir şeyi çok, çok, pek çok istemenin de. Bir şeyi çok, çok, pek çok istemek öyle bir hale gelse de, hayat ondan başka bir nesne değilmiş gibi sanılsa bile; yaşama, nefes alma, bütün güzellikler, o pek çok istenen olmadan değersizleşecek zannedilse de onun dahi sonu var."
Edebiyat
KapıM. Necati Sepetçioğlu · İrfan Yayınevi · 2012739 okunma
Puan vermedi·354 syf.·
2021 32. kitabı
Veee serinin üçüncü kitabı yani Selçuklu üçlemesinin üçüncü kitabıdır. O zaman şöyle konuyu ele alalım sonra da fikirlerimi yazayım: Selçuklu Türkleri'nin Anadolu'daki varlıklarını giderek güçlendirmeleri Bizans'ı rahatsız eder ve Türk birliğini bozmak Türkleri Anadolu'dan silmek için faaliyetlerine hız verir. Bunu başarmak için bir yandan Haçlı Seferlerine diğer yandan Hasan Sabbah fedailerine destek verir. Selçuklu beylerinin de zaman zaman iktidar hırsına kapılmaları birlik için en büyük tehlikedir. Konu itibariyle babası Anahtar'da öldürülen Kılıç Aslan'ın sultan olması, Çaka Bey ve Anadolu Selçuklu Devleti'nin yükselişi anlatılıyor. Anadolu'nun Türkleştirilmesinde aktif rol alıyorlar. Böylece hem fetihlerle, hem kültürümüzle adım adım bu toprakların nasıl bizim olduğunu okuyoruz. Bu arada söylemeden geçemeyeceğim Anadolu isminin nasıl geldiği ve efsanevi hikayesine de yazar yer vermiş. En çok burada etkilendim. Özellikle Çavdar Onbaşı'nın atına atlayıp hikayenin doğruluğunu bulmak amacıyla yola düşmesi ve vardığı yerde hayata gözlerini yumması. Bir diğer yandan ise beyler olsun, sultan olsun  konuşmaları okurken gerçekten de iki Selçuklu'nun oturup konuştuğunu hissediyorsunuz. Bugünün değil, o zamanın kelimeleriyle...  Bir yandan da o çadır yaşamındaki sıcaklığı hissediyoruz (her ne kadar son zamanlarda taş duvar arasında geçse de konu ilk üç kitapta bu sıcaklık daima oldu.) Bizans'ın sokak sokak, meydan meydan anlatıldığı, Anadolu'nun karış karış gezildiğini de hissedebiliyorsunuz. Son olarak şunu da eklemek istiyorum diğer iki kitaba oranla bu kitaptaki söz sanatları, yazarın fazla kalabalık kelimelerinden de rahatsız olmadım değil hani. Bazı sayfalarda gerçekten çok sıkıldığımı da fark ettim. Yine de çok çok güzeldi. Serinin devam kitaplarını da okumaya
Tarih
KapıM. Necati Sepetçioğlu · İrfan Yayınevi · 2012739 okunma
15 yaşımdan, kitapla ve yazarla ilgili hatırladıklarım
Puan vermedi·354 syf.··
Beğendi
·
1999 8. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 30 Eylül 1999 13:59
15 yaşımın en güzel iyikilerinden olan Mustafa N. Sepetçioğlu kitapları. Hatta yazara mektup yazmıştım ama sanırım ulaşmadı kitap kapağındaki basım adresine yollamıştım . Yazarın dili, üslubu beni çok etkilemişti . O dönem yazdığım tüm kompozisyonlar da onu taklit ettiğimi hatırlıyor ve saygıyla anıyorum.
KapıM. Necati Sepetçioğlu · İrfan Yayınevi · 2012739 okunma
Puan vermedi·354 syf.·
2018 47. kitabı
‘’Kılıç Arslan öldü sanma, yaşıyor bizde!’’ diyen Atsız’a hak vermemek mümkün mü? Bu kitapta ne Çaka Bey’e ne de Kılıç Aslan’a tam doyabildik, o yüzden hüzünlü bitirdim diyebilirim. Serinin her kitapta yaşattığı atmosfer ilk kitaba yönlendiriyor. Dönüp dönüp Alparslan’a gülümsüyorsunuz. Öyle güzel bir şey ki bu tarifi imkansız. Yazar gerçekçi şeylerin yanına mitlerimizi, yaşayış tarzımızı da eklediği için kurgudan hiç kopmuyorsunuz.
KapıM. Necati Sepetçioğlu · İrfan Yayınevi · 2012739 okunma
Adım adım Anadolu
9/10
·354 syf.··
Beğendi
·
2022 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Ocak 2022 21:46
Mustafa Necati Sepetçioğlu'nun Dünki Türkiye serisinin 3. kitabı. Hasan Sabbah ve Bizans'a bu kez Haçlılar da eklenmiş. Kahraman çeşitliliği biraz artmış diyebilirim. Anadolu'nun yaşadığı siyasi değişime ek olarak Kılıç Aslan'ın yaşadığı ruhsal değişim oldukça ilgi çekici. Hatalarıyla ve zaferleriyle değişen ve olgunlaşan bir Selçuklu hükümdarının destansı hikayesine tanıklık ediyoruz.
Tarih
KapıM. Necati Sepetçioğlu · İrfan Yayınevi · 2012739 okunma
Ey Türk! Titre ve Kendine Dön!!!
10/10
·354 syf.··
2021 9. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Ocak 2021 01:36
Sepetçioğlu Dünki Türkiye Dizisi 1-kilit 2-anahtar 3-Kapı: Selçuklu üçlemesinin üçüncüsü. Türkleri Anadolu'dan atmak isteyen Bizans'ın bir yandan Haçlılar bir yandan da Batinilerle hareket etmesi ile Selçuklu beylerinin kendi aralarındaki iktidar kavgaları anlatılır. Anlatmak ne ki Sepetçioğlu kalemi adeta yaşatıyor ve sizi 11. Yüzyıla götürüyor. Anadolu'nun kilidi Tuğrul ve Çağrı beyler, Anadolu'nun kilidi Malazgirt, Anadolu'nun kilidi Başbuğ Sultan Alparslan yaktığı meşale sönmedi kutlu tini şad olsun... Anadolu'nun anahtarı Türk beyleri; Kutlamış oğlu Süleyman Şah, Danişment Gazi, Artuk Bey,... Anadolu'nun kapısı ise Kılıçarslan ve isimsiz Türk çerileri... Zaman değişiyor, coğrafya değişiyor, Türk beyleri değişiyor ama ne yazik ki Türk beylerinin birbiri ile mücadelesi bitmiyor... Türk'ü Türk'ten başkasının kiramayacagini bu kitapta yine görüyoruz. Dusman Batiniler, düşman Haçlılar, düşman Bizans... İsimleri değişse de ortak paydaları Türk düşmanlığı... O halde Ey Türk! Titre ve kendine dön!!!
Tarih
KapıM. Necati Sepetçioğlu · İrfan Yayınevi · 2012739 okunma

Yazar Hakkında

M. Necati SepetçioğluYazar · 56 kitap
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Çeşitli kurumlarda memurluk ve idarecilik yaptı. İlk romanlarında Malazgirt zaferinden başlayarak İstanbul’un fethine kadar Türk tarihini konu aldı, sonrakilerde ise Türkiye’de yaşanan toplumsal değişimi ve sonuçlarını anlattı. Eserlerindeki şiirsel anlatımı sayesinde geniş bir okuyucu kitlesine sahip olan Sepetçioğlu’nun Anadolu fethini ve Türk devletinin kuruluşunu anlattığı romanları, bir döneme ışık tutmuş ve başucu kitapları arasında yer almıştı. Sepetçioğlu’nun tarihî romanlarının yanı sıra tiyatro oyunları da bulunuyordu. Trampacılar adlı oyunu İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda sahnelenmişti. Oyun yazarlığında en önemli başarısını gösterdiği Büyük Otmarlar, önce İstanbul Üniversitesi Talebe Birliği Gençlik Tiyatrosu’nca sahneye konuldu. Ardından Avrupa Üniversitelerarası Tiyatro Festivali’nde en iyi oyun seçildi. ‘Gece Vaktinde Gün Dönümü’ ve ‘Karanlıkta Mum Işığı’ adlı kitaplarıyla 1980 yılında ‘Türkiye Milli Kültür Vakfı Kültür Armağanı’nı kazanan Sepetçioğlu, 1994’te İLESAM üstün hizmet beratı almış, 1998’de Atatürk Dil-Tarih Kurumu şeref üyeliğine seçilmişti. 8 Temmuz 2006 tarihinde İstanbul Sarıyer'deki evinde geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Cenazesi Karacaahmet Mezarlığı'na defnedildi.