·
Okunma
·
Beğeni
·
1.392
Gösterim
Adı:
Anahtar
Baskı tarihi:
2005
Sayfa sayısı:
295
Format:
Karton kapak
ISBN:
9753710011
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İrfan Yayınevi
Sanat adamları ancak yeryüzünü güzelleştirebilmek uğrunda, çirkinde bile mevcut olan bütün güzellikleri insanların gönül gözünde yerleştirmek için çaba sarfetmek mecburiyetindedirler.Yeryüzünün güzelleşmesi dünkü, bugünkü, yarınki çabaların senteziyle olur.Mesele bu üç çabanın sentezini yapabilmek, bugün bütün maddi zenginliklerine rağmen ruh yoksulluğunda bunalan insanlara yarının sentezini gösterebilmektir. Bu böyle olunca da insan ve güzel mefhumları bir araya gelmiş olur. Bu görüş açısından da insanın varlığının sebebi olarak ortada güzellik kalır. Güzel aynı zamanda insanın huzurudur, umududur ve mutluluğudur. Sanat adamının görevi ise huzur, umut ve mutluluk içindir.
Serinin ikinci kitabı beni hüzün deryasına attı desem yalan olmaz. Melikşah, Nizâmülmülk, Süleyman Şah, Hasan Sabbah ve Bizans. Karakterler çok keskin, konu çok sağlam. Dizi ve filmleri aratmayacak derecede heyecan ve aksiyon dolu bir kitap olmuş. Diğer yandan Süleyman Şah inanılmaz etkileyici işlenmiş, kitabı okuyup sempati duymamak imkansız. Ara veririm bu kitaptan sonra diye düşünüyordum ama yine kilitlendim konuya Kapı’ya geçtim bile ^^
Serinin ikinci kitabını da bitirdim. Tabi ki bu da beğendiğim kitaplar arasında yerini almaya hak kazandı. İlk kitap Malazgirt' te bitmişti. Bu kitapta da Sultan Alpaslan' ın ölümüyle başlanmış. Alpaslan' ın yerine Oğlu Melikşah geçiyor tahta. Sonra veziri Nizamülmülkler; Hasan Sabbahlar, sonra Süleyman Şahlar, Çaka beyin küçüklüğü de dahil oluyor hemen başlarda. Melikşah beylerin her birine ayrı yerlerde görev veriyor. Bunlardan birisi olan Süleyman Şah da Anadolu Bizans taraflarında görev alıyor. Çok kısa olarak kitap bu şekildeydi.
Yalnız kitabı ben bölük pörçük okuduğum için olayları tam birbirine bağlayamdım Kilit romanında ki gibi. Tabi Anahtar da Kilit' e nazaran olaylar ve kahramanlar çok geldi bana.
Benim tavsiyem elinize aldığınızda uzun soluklu okuyun ki aklınızda kalsın.
Ayrıca kitabı okurken yer yer araştırma yapın. Özellikle tarih öğrenmek istyenler. Daha olaylar netleşiyor ve akılda kalıyor. Mesela ben genel Selçuklu tarihini araştırdım. Melikşah ölünpte Selçuklu zayıflayınca görevlendirdiği beyler kendi bölgelerinde bağımsızlıklarını ilan ediyor. Bunların biri olan Süleyman Şah da Anadolu Selçuklu oluyor. Daha sonra da iyice bolünmeye başlayınca beyliklere, Osmanlı' nın kurulmasını başlatıyor. Ben bunu araştırırken Selçuklu-Osmanlı arsındaki geçiş tam olarak netleşti. Kuru kuru araştırma yapmaktansa gerçeklere baği roman artı herşey daha da anlalı oluyor.
Bir de benim tanımayı çok istediğim Anadolu' nun Türklesmesinde çok önemli iş başarmış olan Hoca Ahmet Yesevi' ye kitapta çocuk olduğuna ve ilerde çok önemli biri olacağına değinmiş. İnşallah diğer kitapta yer verir yaptığı icraatlara. Merakla bekliyorum. (1972)

B.BAĞRIAÇIK
Serinin ikinci kitabı da güzel ayrıntılarla Malazgirt Savaşı sonrası dönemi anlatıyor. Özellikle Anadolu’yu yurt yapmak adına girişilen fetihler, mücadeleler, fedakarlıklar akıcı bir şekilde işlenmiş. Sultan AlpArslan sonrası Melikşah ve beylerin verdikleri mücadele, izledikleri siyaset, bunun yanında zaman zaman ortaya çıkan benlik ve iktidar hırsları gözler önüne seriliyor. İkinci kitabın hikayesi daha çok Sultan Melikşah etrafında değil de, Anadolu’yu yurt yapmak adına mücadele veren beyler etrafında geçiyor.
Serinin son derece güzel devam romanı. Romanın başında Alparslan öldürülmüş ve Melikşah tahta oturmuştur. Plan devam edecektir. Beyler Anadolu'yu akınlarla Türkleştirecektir. Bu iş için de yeni beylerden Kutalmış oğlu Süleyman Bey görevlendirilir. Ancak kardeşi Mansur'un düşünceleri farklıdır. Kitap Süleyman Bey'in ölümüne kadar sürüyor. Ve bir önceki kitaptaki karakterlerden Küpeli Hafız, Afşın Bey, Boğaç, Balçar, Sav Tekin gibi karakterler bulunurken aynı zamanda Çaka Bey'in küçüklüğü, Kılıç Arslan, Hasan Sabbah, Nizamülmülk gibi karakterler de önemli yer kaplıyor. Soluksuz okunan bir roman.
Bilgi kirliliğinin kol gezdiği bir dönemde, tarihi gerçeklerden uzaklaşmadan oluşturulan kurgularla, akıcı bir dille, Türk tarihini aydınlatmada önemli bir eser bana kalırsa.
Dünki Türkiye serisinin 2. kitabı olan Anahtar, Alparslan'ın ölümünden sonra yerine geçen oğlu Melikşah döneminde geçiyor. Çaka Bey, Hasan Sabbah ve Nizamül Mülk gibi dikkat çekici karakterlerin de kitabın içerisinde yer alması ile serinin Selçuk dönemini anlatan kitapları arasındaki en hareketlisi diyebilirim. Anadolunun Türkleşmesi sırasında yaşanan zorluklar, facialar, kavgalar çok güzel bir şekilde işlenmiş. Sepetçioğlu, bir önceki kitabında olduğu gibi dönem dilini yansıtmaya çalışmış ve şu an Türkçemizde unutulmaya yüz tutmuş kelime ve deyimleri ustaca kullanarak anlatımını kuvvetlendirmiş.
Sanat adamları ancak yeryüzünü güzelleştirebilmek uğrunda, çirkinde bile mevcut olan bütün güzellikleri insanların gönül gözünde yerleştirmek için çaba sarfetmek mecburiyetindedirler.Yeryüzünün güzelleşmesi dünkü, bugünkü, yarınki çabaların senteziyle olur.Mesele bu üç çabanın sentezini yapabilmek, bugün bütün maddi zenginliklerine rağmen ruh yoksulluğunda bunalan insanlara yarının sentezini gösterebilmektir. Bu böyle olunca da insan ve güzel mefhumları bir araya gelmiş olur. Bu görüş açısından da insanın varlığının sebebi olarak ortada güzellik kalır. Güzel aynı zamanda insanın huzurudur, umududur ve mutluluğudur. Sanat adamının görevi ise huzur, umut ve mutluluk içindir.
Ya kafanız, kafanızın içindeki beyin denilen nesne? Onu niye kullanmazsınız, ne zamana saklarsınız ha?... Yürekle, sadece sevilir. Ama beyin işin içine girdi mi sevgi kalesi kurulur, sevgi ebedi olur, yaşama sonsuz olur. Beyin işin içine girdi mi yüreğin bağlandığı şeyin bir manası olur."
Yüreğin eli, ayağı, gözü, kulağı olmazsa yürek yürekliğini bilir mi, yürek ne işe yarar? Ya yüreksiz el ayak, yüreksiz göz kulak ne işe yarar ?
Laf deyip geçersiniz; laf vardır bir yıllık savaşmanın yapamayacağını bir saatte yapar; laf vardır, şu kadarcık bir laf vardır Sav-Tekin, bilmediğiniz bir dünyayı kuruverir. Kılıcını inkâr ettiğimi sanma; ama yine de bir dünya kuracak olan lafı arayıp bulmak isterim.
Sevinç dedi mi sonunaca. Sanki keder denilen şey yok hayatta; sanki ölüm denilen şey yok, acı yok, elem yok. Kederle karşılaşınca da tamam kocaman herifler bebekten beter olursunuz. Sanki dünya batmış, sanki gök çökmüş, sanki sevinç denilen nesne yok olmuştur. Açken doymayacağınızı sandığınız, tokken de açlık nedir bilmeyeceğiniz gibi.
"Yazdın mı oğul?.Eyi.. yaz.. yine Bismillahirrahmanirrahim deyip şunları yaz: İlkin İslamlastır, sonra Selçuklu yap. Bunun için de, kendini dusunmiyeceksin halkı düşüneceksin, senin derdin yok haa sakın, halkın derdi var, dert bileceksen onu bileceksin. Sen kendin için bir mi istedin, başkaları için iki-bes-on-yuz isteyeceksin, yoksuldan nefret edersen namert ol, yoksula yaklaş ki kendini bilesin ve sakın zengine karşı boynun eğik olmasın , zengine ne haldesin bildirme ki ne sanıyorsa seni öyle sansın, senin zenginliğin bu olmalıdır. Gururun gurur, vakarin vakar, haysiyetin haysiyet olsun; aslını ara aslından dönme, sen aslındasın. Düşmanlık nedir bilme, ancak hayvanlar düşman olur, hayvanlar kin besler, amma kimseden merhamet, kimseden insaf bekleme fakat herkese merhametli olacaksın, herkese insaflı olacaksın unutma. Ve cömert olacaksın; eline geçenlerde elinden çıkan arasında fark olmayacak. İşte bu kadar. Kurulmasını istediğim dernek yasasını yazdırdım sana oğlum İltutmus. Önce sen inanacaksın,yemin et."
"İnsan bir kaftandır hay oğul; yahut bir savaş zırhı. Ne kadar süslü püslü, ne kadar zengin olursa olsun kaftanın da savaş zırhının da içi boş olursa ayakta durması ne mümkün? Kullanılır mı? Yooo... Atılır bir köşeye, ya güvelerin elinde delik deşik oyulur, ya da paslanır kalır. Kaftanın da savaş zırhının da içini doldurmak gerek; hem öyle bir yiğitle doldurmak gerek ki kaftan da savaş zırhı da hemi kaftanlığını hemi savaş zırhlığını bilsin..."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Anahtar
Baskı tarihi:
2005
Sayfa sayısı:
295
Format:
Karton kapak
ISBN:
9753710011
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İrfan Yayınevi
Sanat adamları ancak yeryüzünü güzelleştirebilmek uğrunda, çirkinde bile mevcut olan bütün güzellikleri insanların gönül gözünde yerleştirmek için çaba sarfetmek mecburiyetindedirler.Yeryüzünün güzelleşmesi dünkü, bugünkü, yarınki çabaların senteziyle olur.Mesele bu üç çabanın sentezini yapabilmek, bugün bütün maddi zenginliklerine rağmen ruh yoksulluğunda bunalan insanlara yarının sentezini gösterebilmektir. Bu böyle olunca da insan ve güzel mefhumları bir araya gelmiş olur. Bu görüş açısından da insanın varlığının sebebi olarak ortada güzellik kalır. Güzel aynı zamanda insanın huzurudur, umududur ve mutluluğudur. Sanat adamının görevi ise huzur, umut ve mutluluk içindir.

Kitabı okuyanlar 168 okur

  • Senanur
  • Özlemm
  • Emre Köylü
  • M. Kürşad Baş
  • Bey Böyrek
  • Esra Balcı
  • ASUMAN
  • Fatmanur karaş
  • Murat Turhan
  • Mihriban pencar

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1.4
14-17 Yaş
%2.9
18-24 Yaş
%14.5
25-34 Yaş
%37.7
35-44 Yaş
%30.4
45-54 Yaş
%11.6
55-64 Yaş
%1.4
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%48.1
Erkek
%51.9

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%52.2 (24)
9
%15.2 (7)
8
%15.2 (7)
7
%6.5 (3)
6
%4.3 (2)
5
%0
4
%0
3
%2.2 (1)
2
%2.2 (1)
1
%2.2 (1)