Puan

8.910 üzerinden
138 kişi
10/10
·354 syf.··
Beğendi
·
2000 29. kitabı
·
153 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2000 00:00
M. Necati Sepetçioğlu üçlemenin son kitabı kapı isimli eserinde; Anadolu’nun Türkleşme ve İslâmlaşma sürecini merkeze alarak, bir “kapı” metaforu etrafında kimlik, inanç, aidiyet ve mücadele temalarını işler. Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde yaşayan insanların yeni bir düzen kurma çabalarını, Türk boylarının iç mücadelelerini ve dış baskılarla olan çatışmalarını anlatır. “Kapı”, hem bir medeniyete giriş kapısını hem de insanların kaderlerini belirleyen eşikleri sembolize eder. Anadolu’ya gelen Türk boylarının yerleşme süreci, bu süreçte karşılaştıkları düşman güçler, toplum içindeki liderlik, sadakat, ihanet ve birlik meselelerini işlemiştir.
KapıM. Necati Sepetçioğlu · İrfan Yayınevi · 2012739 okunma
7/10
·354 syf.··
Beğendi
·
2018 1. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 03 Ocak 2018 00:00
Mustafa Necati Sepetçioğlu'nun Dünki Türkiye dizisinin üçüncü kitabı. Daha önce de ilk iki kitabı -Kilit, Anahtar- okumuştum. Bu da ilk ikisi kadar etkileyiciydi. Konu itibariyle babası Anahtar'da öldürülen Kılıç Aslan'ın sultan olması, Çaka Bey ve Anadolu Selçuklu Devleti'nin yükselişi anlatılıyor, temelde. Bunun yanında ilk kitap olan Kilit'te hepsinin öncüsü olan Sultan Alparslan'ın yaktığı ateş devam ettiriliyor ve Anadolu adım adım Türkleştiriliyor. Bunu Anadolu'nun her yanına dağılan Türkmenlerle ve her yere yeni, Türkçe isimler verilmesiyle anlıyoruz. Özellikle Ahilerin ve Kurt Baba'nın dervişlerinin hem Anadolu'nun Türkleştirilmesinin hem de ordudaki askerlerin, hem de halkın manevi duygularını nasıl ilmek ilmek işlediğini, herkese manen nasıl destek olduklarına şahit olduklarını görüyoruz. Karakurt Hafız gibiler sadece camilerde vaaz vermekle kalmıyor, hem askere destek veriyor, hem de Anadolu'nun Türkleştirilmesinde aktif rol alıyorlar. Böylece hem fetihlerle, hem kültürümüzle adım adım bu toprakların nasıl bizim olduğunu okuyoruz. Yazarın diline de değinmeden geçemeyeceğim. Çok şiirsel bir dili var bence. Evet, bu bir roman ama öyle ahenkli ki kendinizi uzun bir destanın sayfalarını okuyormuş gibi hissediyorsunuz bazen. Ayrıca tıpırdamak, pırpırlanmak, höykürmek gibi çok ilginç ve çok hoş kelimeler var. Konuşmaları okurken gerçekten de iki Selçuklu'nun oturup konuştuğunu hissediyorsunuz. Bugünün değil, o zamanın kelimeleriyle... Önceki iki kitapta geçen Alparslan, Süleyman Şah, Sarı Hoca, Savtekin Bey gibi karakterlere sık sık atıfta bulunulması da çok iyi olmuş. Bizans'ın sokak sokak, meydan meydan anlatıldığı, Anadolu'nun karış karış gezildiği, Haçlılar'ın üzerimize saldırdığı, Hasan Sabbah'çıların her yeri gizliden gizliye çürütmeye çalıştığı, yeni bir
KapıM. Necati Sepetçioğlu · İrfan Yayınevi · 2012739 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
kitabın ozeti
Puan vermedi·354 syf.··
2024 3. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2024 12:49
Kitap Süleyman şah in oğlu kılıç aslan ve Anadolu Selçuklu Devleti'nin yikilsinin başladığı ve sevenleri anlatıyor. Alpaslan ve Süleyman şah in kurdukları Büyük Selçuklu imparatorluğu kiliç aslanın toyluğunu çevresinde bulunan deneyimli ve tecrübeli insanları dinlemeyisi , dediğim dedik hareketleri ve haçlı Latin büyüyen ve yayılan Selçuklu imparatorluğunu durdurmaya çabası anlatiliyor. Çıkardığım sonuç patisahtan olsan sultan da olsan bir karar alinacaksa kendisini ilgilendiren kişilere danışmak gerekir ve İslamiyeti bir kenara koyamacagi
Edebiyat
KapıM. Necati Sepetçioğlu · İrfan Yayınevi · 2012739 okunma
Puan vermedi·354 syf.··
2021 83. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2021 13:54
Bu kitabın ana karakterleri Kılıç Aslan, Ersagun Bey ve Çaka Bey. Bu kadroyla yola devam eden yazara göre Türk devletinin temelleri inançla yoğrulmuş. İslam Türk devletinin sacayaklarından. Ne var ki Kılıç Aslan inançsız. “İnançsız bir Sultan, inanmayan bir Selçuklu Sultanı tez yıkılır, olmaz; kendi yıkılışına yanmam Oğuz soyunu da batırır. Şurda nasıl tutunduk, neye inanarak... nasıl olur?” s. 151 “Kılıç Aslan, Tekkelerde hocalar çerimi uyuşturuyor demiş.” s.168 “Senin derneğin tutsa tutsa bir yıl tutar dutu, bir yıl çemütleştirmez. Yesevi yoksullarıyla Ahi fukaralarının el attığı çemüt ise taze can bulur. Yok eğer Kılıç Aslan taş heykellerden düzme bir ordu istiyorsa sözüm yok. Haça tapanların karşısında görürüz.” s. 176-177 Anadolu’da en çok Selçuklu eseri vardır malum. Selçukluların bıraktıkları bu eserlerin arka planı Kılıç Aslan’ın ağzından şöyle anlatılıyor: “Burdan çıktın mı yola, benim topraklarımın en sonunaca korkmadan gideceksin, sere serpe. O koca hanlar benim mührüm olacak, damgam Ersagun Bey; topraklarımı damgalayacağım, benim olduğunu cihan bilecek cihan. Yoksul yolcular için aşevleri, sayru yolcular için otacısı ilacı, kervanlar için yeyip içip yatacak yeri, mektebi Ersagun Bey mektebi...” 288 “Tekkeyle tekkedekilerin vermek istediği ruh sadece insanların değil, ülkem dediğiniz toprağın da özüdür bana sorarsanız. Gündoğusundan gelen Oğuz soyu sadece kılıcıyla kalkanıyla okuyla gelseydi yahut yalnız aklıyla gelseydi Urumeli’nin bu ucunda yerleşemezdik; köhne toprakları uyandıramazdık ya o toprağın uykusuna biz de dalardık.” 289 Kitabın başında inançsız olan sultan, Haçlılarla mücadele sürecinde inanmaya başlıyor. “Tanrıya güven (Kılıç Aslan) 330” “Tanrım! İkinci defadır Tanrım diyordu.” 334 “İrkildi; savaştan İznikten sonra bu üçüncü Tanrım deyişiydi.”
KapıM. Necati Sepetçioğlu · İrfan Yayınevi · 2012739 okunma
10/10
·354 syf.··
2019 115. kitabı
Bir kitap sizde merak ya da akabinde başka kitaplar okuma hevesi uyandırıyorsa güzeldir. Kapı kitabını okudum ya Kılıç Aslan’ı, Hasan Sabbah’ı, Haçlı Seferleri’ni, Çaka Bey’i, Bizans entrikalarını ve Anadolu’nun yurt edinilmesinde gösterilen çabaları, zorlukları, o dönemin beyliklerini, Ahmet Yesevî’yi daha çok merak eder oldum. Kilit kitabına göre daha bir edebî buldum Kapı'yı. Betimlene ve öykülemelerini dikkatle okudum. Okuduğum her bir mevzuyu sanki kuşbakışı yüksekçe yerden izledim. Çoğu zaman yaşadım. Zaman zaman hamasi yerlerde gözlerim dolmadı değil. Akça kıza yanmadım değil. Bu tür kitaplarda konuya dalınca elimde kalem olmasına rağmen edebî cümleleri çoğu zaman kaçırıyorum. Durumu fark ettiğimde bakıyorum ki sayfalarca ilerlemişim. Geri dönüp işaretlemektense kitabın kendisine mim koymak en güzeli diyorum. Bu türden kitapları okunmuş kitapların arasına kaldırırken, kütüphanemin en mutena bölümüne, ara ara bakılan kitapların yanına koyuyorum. Birkaç yerin altını çizmişim. Belki de son yaşadıklarımızın bu işaretlemelerde etkisi vardır. Bilemiyorum. * “Her şey Tanrı'da güzel; inanmak, inandığını sevmek güzel. . İnandığın toprakla, suyla, yıldız ışığında gök mavisiyle karıştığı zaman güzel; yurt bu işte...” * "Fakat sonu var her şeyin; yılmamanın, korkmamanın, bıkmamanın da sonu var. Bir şeyi çok, çok, pek çok istemenin de. Bir şeyi çok, çok, pek çok istemek öyle bir hale gelse de, hayat ondan başka bir nesne değilmiş gibi sanılsa bile; yaşama, nefes alma, bütün güzellikler, o pek çok istenen olmadan değersizleşecek zannedilse de onun dahi sonu var."
Edebiyat
KapıM. Necati Sepetçioğlu · İrfan Yayınevi · 2012739 okunma