“Rabbim… beni ne olur toparla…”
Bir adamın önce isyanına, sonra yüreğini yakan feryadına ve en sonunda Rabbine sığınıp teslim oluşuna tanıklık ediyoruz bu kitapta. Kısa sürede bitirdim ama kalbimde bıraktığı iz öyle kısa sürede silinecek gibi değil…
Hepimiz insanız… Ve her birimizin içinde sakladığı, kimi zaman kimseye anlatamadığı acıları var. “Rabbim kimseye kaldıramayacağı yükü vermez” derler ya… Belki de mesele yükün ağırlığı değil, bizim onu nasıl taşıdığımızdır. Biz ise çoğu zaman hiç bitmeyecek sanarak hayatı, zamanımızı hoyratça harcamış; acılarımızı sarıp sarmalamak yerine büyütüp içimizde ağır bir yük haline getirmişiz.
Oysa zaman… sandığımızdan çok daha kısa.
Ve hayat… tüm kırgınlıklarına, tüm eksiklerine rağmen hâlâ yaşanmaya değer.
Kitabın son sayfasını kapattığımda derin bir nefes aldım. İçimde bir şeyler sustu, bir şeyler ise ilk defa konuştu…
Kendime sordum:
“Melda… değdi mi?”
Gereksiz insanlara, anlamsız kırgınlıklara, kalbini yoran her şeye harcadığın zamana…
Cevap içimde yankılandı:
“Hayır… hiçbirine değmedi.”
Şimdi buradan hem kendime hem size şunları söylemek istiyorum;
Sevdiklerinize daha sık sarılın…
Zamanınızı gerçekten hak edenlere ayırın…
Ve en önemlisi, kalbinizi yormayan bir hayat kurmaya çalışın.
Çünkü bir gün dönüp baktığınızda, geriye sadece sevdikleriniz ve onlarla geçirdiğiniz anlar kalacak…
Daima sevgiyle kalın :)