1893 yılının bir bahar gününde seher vaktinde, ölüm ve hayat iç içe geçmişti.Kimsenin gücü , ikisini birbirinden ayırmaya yetmiyordu. Herkes sanki , ölümün cazibesine kapılmıştı
İşitilen tek şey ise pencere camının hemen ötesinde, biteviye gürüldemeyi sürdüren ,ne ölüme ne de yaşama aldırış eden büyük, yabancı kentin öfkeli sesiydi.