Ne diyordu Rabbimiz?
"Hiç kimse yarın ne kazanacağını (ne yaşayacağını) bilemez" (Lokman, 34)
Bu âyet bir açıdan bir uyarı, diğer açıdan bir müjde ve teselli.
Bugün zayıf, âciz, kimsesiz, fakir, hasta olan kimse için bu âyet bir teselli. "Pes etme!", "vazgeçme!", "yılma!", "yıkılma!" diyor.
Bu âyet bugün güçlü, kudretli, eşi dostu yanında, işleri tıkırında olan kimse için bir uyarı. "Şımarma!", "Yarınını unutma!", "nefsine uyma!" diyor.
Kevser ırmağı, Allah Teâlä'nın Peygamber Efendimize ikramlarından biridir. O şu anda bile gürül gürül akmakta ve ondan doya doya içecek Ümmet-i Muhammed'i beklemektedir. İki Cihan Güneşi Efendimiz, içine bu ırmağın aktığı Kevser Havuzu'nun etrafında ümmetiyle buluşacak ve onlara bu havuzun doyumsuz suyunu tattıracaktır. Rabbim bu bahtiyarlığı hepimize nasip eylesin. Amin...
İnsanlar içinde hiç kimse sizi sizden iyi tanıyamaz. Dıştan bakanlar kalıbınızı görür ama kalbinizi göremez. Sözünüzü bilir ama özünüzü bilemez. Siz ise kendi kalbinizi ve özünüzü bilirsiniz. Kendinizle baş başa kalıp aynada kendinize derin derin baktığınızda bir zaman sonra sanki ortada iki şahsiyet varmış gibi olur. İlki siz, ikincisi de sizin içinizdeki siz, asıl siz... Hiç kimsenin bilmediği siz!
Allah'ı anarak, O'nu hesaba katarak yaptığımız her bir fiil ile ruhumuzu besliyor, meleklerin bizim için hayır duâlarını alıyor, şeytanları üzüyor, Rabbimizi sevindiriyoruz. Allah'ı anmadan, gaflet ile yaptığımız her bir fiil ise kötülüğü emreden nefsimizi besliyor, şeytanları güçlendirip sevindiriyor, Rabbimizi kızdırıyor.