Cemaat, mezhep, tarikat vb. yapılarda bu yapıların önderi konumundaki kişiler insanlara güzel ahlaklarıyla, ilimleriyle, edebleriyle örnek olmaları hasebiyle "Allah için" seviliyorsa ne alâ... Yok bu gibi kimseler hatasız, günahsız bir konuma yükseltiliyor ve Allah'a ait yetkilerin, sıfatların bir kısmı bu şahıslarda görülüyorsa işte o zaman durum "Allah için" olmaktan çıkmış, şirke girmiştir. Bugün İslam topraklarında görülen örnekler maalesef "çoğunlukla" bu türden.
Muhtaçlığını, zaafını, acziyetini unutan insan, sonsuz güç ve kudret sahibi, sonsuz zenginlik sahibi Rabbini de unutur! Rabbini unutan insan ise artık şeytanın ve nefsinin oyuncağı haline gelmiştir.
Kur'an'da bir âyet var. Her dâim göz önünde bulundurmamız gereken bir âyet. Yüce Allah şöyle buyuruyor:
"Onlar (müminler) yapmakta oldukları işleri, Rablerine dönecekleri için kalpleri çarparak yaparlar." (Mü'minûn, 60)
Hz. Âişe bu âyeti okuyunca Peygamberimize sordu: "Bu âyette bahsedilenler bir yandan şarap içip, hırsızlık yapıp, zina edip diğer yandan da cezalandırılmaktan korkanlar mıdır?". Peygamberimiz şöyle cevap verdi: "Hayır, ey Sıddık'ın kızı! Bunlar oruç tutan, namaz kılan, sadaka veren ama "ya kabul olmazsa?" diye endişe duyanlardır."