İnsan bazen her şeyin sonuna geldiği hissine kapılıyor. O andan itibaren ne yapacağını bilememenin çaresizliğiyle, eli kolu bağlanmış bir halde, son bir ümitle, dışarıdan gelecek küçük bir işaretin, çürümeye yüz tutmuş ruhuna yeniden can vermesini bekliyor. Gücüm tükendikçe, takatim kesildikçe mucizelere daha çok muhtaç oluyorum.
O uçsuz bucaksız boşluğu tanıyorum, dört yanı yangınlarla çevrili şüphe halini, bildiğini, duyduğunu, gördüğünü anlamaya ayak direme halini, ezberinin bozulmasını, sığındığın karanlık mağaranın daracık kapısını bir daha bulamama kaygısını iyi tanıyorum.