Olayları oldukları gibi görmeye cesaret edelim. İnsan, insanüstüne yükselmiştir... Ama insanüstü güce erişmenin gerektirdiği insanüstü akılcılığı gösterememektedir. Artık şu gerçeği itiraf etmenin zamanı gelmiştir sanırım: Üstün insan, gücünün artmasıyla birlikte, gerçekte zavallı ve acınacak insan haline gelmiştir... Uzun süredir anlamamız gereken bu gerçeği, şimdi lütfen kabul edelim. Üstün insan olmakla, gerçekte, insan dışı bir varlık olduk biz.
Insanların mutsuz olduğu bir toplumda yaşıyoruz. Yalnız, çesitli korkular altında acı çeken, ruhen dengesiz,yıkık ve bağımlı olan bu insanlar,önce bütün çabalarıyla kendilerine boş zaman yaratmaya çalışırlar, sonra da bu zamanı öldürebildikleri ya da geçirebildikleri oranda sevinç duyarlar.Ne acı bir çelişki.
Hem ne diye yaşayacaktı? Erişmek istediği şey ne olacak, neye doğru koşacaktı ? Yalnızca var olmuş olmak için yaşamak! Ama o eskiden de bir düşünce , bir umut, hatta bir hayâl uğruna bütün varlığını binlerce kez feda etmeye hazır bir insan değil
miydi? Yalnızca var olmak ona her zaman az gelmiş, o hep daha fazlasını istemişti. Kendisini başkaları için söz konusu olmayacak birtakım haklara sahip bir insan gibi görmesinin nedeni de, belki yalnızca isteklerindeki bu güçlülüktü.