Öksüz kalmak, işte bu demekti. Zamanından önce öksüz kalmanın da, boşanmak ve evini terketmek ve başka birine âşık olmak gibi yersiz bir durum olduğu belliydi. Toplum içinde bir yer alabilmek için, her zaman tam kadro ile bulunmak gerekiyordu:
İstiyordu ki o sabah aklına birdenbire müthiş bir fikir gelmiş olsun ve yağmurda durakta otobüs beklemesine, işe gitmesine, öğlen o geri zekalılarla aynı masada kıymalı bezelye ve bulgur pilavı yemesine, sigara molalarında müdürün bir şey demeden attığı sefil bakışlarına tahammül etmesine, uzayan işler yüzünden eve karanlıkta dönmesine, erken yatmak için izlediği filmi yarıda bırakıp uyumasına gerek kalmasın.