Yalnızlık da bu zaten, anlayamıyoruz birbirimizi. Kendimizi anlatmaya mecburuz, anlatmaya muhtacız ama kendimizi bile anlayamıyoruz, nasıl anlatabiliriz. Bu yüzden hep yaşlı gözlerimiz. Ama olsun. Gözler ıslanmadıkça gönüllere gökkuşağı doğmaz. Ağlayabiliyorsan hala umudun var demektir. Nasıl ağladığın değil, neye ağladığındır önemli olan. Ağlasan da ağlamasan da uğruna ağladığın insan değişmez; çünkü senden akan gözyaşı onda hiçbir şeyi temizlemez. Belki düştüğü yerde mucizeler yaratmaz ama seni yıkar, paklar. Ne gariptir dışarı akan suların içini temizlemesi. Bazı şeylerin yokluğu, varlığından daha fazla hissettirir kendini. Siz hiç dokunulmayı bile özleyecek kadar yalnız kaldınız mı? Ben kaldım. Günler geçer ama dünler öylece durur. İçinde sönmemiş bir yanardağ taşımak böyle bir şey işte. Hem sönüp gitsin istiyorsun hem patlamasını bekliyorsun. Tutunabileceğin her şey bir uçuruma dönüşüyor. Ama bazı uçurumlar atlamak için değil, vazgeçmek için vardır biliyorsun; vazgeçiyorsun... K.T.
.