İnsan yaşamın en nazlı ve en kırılgan varlığıdır. onun zayıflığında yatar kuvveti. Onun acizliğidir kudreti. Onun acizliği ve muhtaçlığı vesilesiyledir ki kainat ona hizmetkar kılınmıştır.
İnsan bu alemde hem dert ve gam eseridir hem elem ve hastalık müptelasıdır. Hem tokluk ve açlık hastasıdır hem şehvet ve tamâ zelilidir bu yüzden rahat yüzü görmez, ona tam bir zevk ve sefa nasip olmaz. O eğer bir lezzeti arzu ile ele geçirdiyse nice zaman onun getirdiği sıkıntılardan kurtulamaz
Acaba dünya sarayını ısındıran güneş sobasına veyahut lambasına ne kadar odun ve kömür ve gaz yağı lazım olduğu hesap edilsin. Her gün yanması için -kozmografyaya göre- bir milyon küre-i arz(dünya) kadar odun yığınları ve binler denizler kadar gaz yağı gerektir. Şimdi düşün; onun odunsuz, gazsız daimi ışıklandıran O kudreti!