"Nasıl olmalı güzel insan, güzel Müslüman?" dediler. Cevaba bakın:"Geldiği yere sürur ve neşe getirir, giderken de hüzün bırakır. Arkasından, 'Ah nerede?' denir, özlenir, aranır."
Öyleyse aslında güzel dinimizin, din-i mübin İslâm'ın senin olmayan bir elmayı tüketmenle, o elmayla ilgili bir sorunu yok. Allah onu yeme dediği halde bu cesareti nereden buldun? Bununla bir sorunu var. Metayla değil... Sendeki o yanlış yapma hissiyle, o pervasızlıkla ilgili bir sorunu var.
Bekir Develi
Bir büyüğün sözüydü bu, okumuştum, diyordu ki: "Cehennem azabını intaç edecek bir günahı gizlice işleyen bir adam, başkasının ıttılâından çok hicap duyduğu zaman, kalbinde küçük bir emare ile melekût âlemini inkâr etmek arzu eder." Çünkü biliyor ki melekût âlemi onu izliyor. Bu yüzden her günahta küfre gidecek bir yol vardır, diyor. Vicdan sahibidir ve keşke onlar olmasaydı, keşke onlar bu yaptığıma şahitlik etmeseydi der, kendine ufak bir helak kapısı aralar, sineğin ısırmasından kaçar ama yılanın sokmasına razı olur, helak olur gider. Dolayısıyla kendisini bu illüzyona inandırmak isteyen insanlar, aslında sadece zararda olan değil, bir anlamda da belki fevç fevç küfre yürüyen insanlar. Perdeyi hakikat telakki eden insanlar..
Bekir Develi