“- Peki anne! Ben anlaşılır ve net sözcüklerle söylüyorum... Kitap fuarına gidicem, işte o kadar!
+ İyi! Dönüşte Kelime-i Şahadet getir... Baban seni sağ komaz... İstersen minibüsten bi durak önce in, harakiri yap... Ev kana bulanmasın...
- Ay anne, şiddetin ne hoş, ne güzel dehşetin... Kendimi yuvamda, sıcacık bir
mezbahada gibi hissettim... Altı üstü bi fuara gidicez dedik, derhal ortalık kan ve barut koktu...”
__E ne var yani anne yaa... Noolur biraz dışarı çıkıp kardan adam filan yapsam,
kartopu oynasam...
__Olmaz! Koca gelinlik kızsın... Konu komşunun gözü önünde, kızışmış karılar gibi yolun ortasında kardan adam, herif filan yapılmaz... "içi adam çekiyo" derler... Fingir fingir kartopu oynanmaz... "Hafif kız" diye adın çıkar... Namusuna konuşurlar. “Hoppa" derler...
__“Ay kız anne ne güzeldi... Bi ara öldüm sanki... Bööle ışıklı bi tünelden geçip kıyasıya mavi bi boşlukta uçtum.
"Bitti artık Sıdıka, üzülme" dediler... Hiç dönmek istemedim...”
- Surat yapma anneye!
- Niyeymiş, belki depresyon geçiriyorum...
- Yalan konuşma... Çocukken geçirdin sen hepsini... Suçiçeği, kuşpalazı filan hep çıkarttın. Uyduruktan naz yapma şimdi.”