Dolunay

Dolunay
@_TheYennefer_
Yaşamak benim için bir ipin üzerinde durmak gibi dengede. Ya hoyratça ilerleyeceğim sağa sola savrulurcasına,ya da olduğum yerde bekleyip ipin kopmasını bekleyeceğim acımasızca..
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Geçip giden zamanın arkasında gölgesini bırakan yalnızlık..
Ve kendine soruyorsun: Nerede hayallerin? Ve başını sallıyor,şöyle diyor: Yıllar ne çabuk geçiyor! Ve yine soruyor kendine: Ne yaptın bunca yılı? En iyi zamanlarını nereye sakladın? Yaşadın mı yaşamadın mı? Baksana, diyor kendine, baksana, yeryüzü nasıl soğuyor.
Sayfa 57
Spoiler içerebilir ~
8/10
·152 syf.·
2020 4. kitabı
Çok güzel bir hikaye ve harika mesajlar.. küçük prens oldukça küçük bir gezegenden yolculuğa çıkıp en sonunda dünyaya gelen biri,bu yolculuk boyunca uğradığı gezegenlerde kral,ayyaş,iş adamı ve fenerciyle tanışıyor. Hepsi yetişkin ve “çok önemli” işleri var,prens yetişkinler “şu büyükler de ne tuhaf!” Diye düşünüyor hep,hepsinin önemli işleri var ama hepsi tuhaf çünkü yaptıkları işlerden kendileride emin değil. En son dünyada bir pilotla karşılaşıyor ona dünyaya gelene kadar başından geçenleri anlatıyor. Kısaca pilotla aralarında geçen duygu ve diyaloglar çok hoş,bir nevi pilotun kaybolan duygularını geri getiriyor. Tek eksiği bazı flashback’lerde geçişler pasif olduğu için anlaşılmıyor.Onun dışında harika bir kitap,aslında önemli gördüğümüz şeylerin ne kadar basit ve uğruna çabalayıp feda ettiğimiz zamanın daha değerli olduğunu anlatmaya çalışıyor bize,aynı zamanda nazikliğin ve gönül gözüyle görmenin daha önemli olduğunu..
Küçük PrensAntoine de Saint-Exupéry · Olimpia Yayınları · 2016280,4bin okunma
Dünya’nın gerçek yüzü
Küçük prens,oldukça yüksek bir dağa tırmandı.Şimdiye dek görmüş olduğu dağlar,kendi gezegenindeki üç yanardağdı sadece,onların da boyu ancak dizlerine kadardı sönmüş yanardağı da tabure olarak kullanıyordu. Kendi kendine “herhalde bu yüksek dağdan,bütün gezegeni ve bütün insanları görürüm...”dedi.Ancak sipsivri kayaların tepelerinden başka birşey göremedi. “Günaydın!” Dedi nazikçe. “Günaydın! Günaydın! Günaydın!” Diye yankılandı sesi. “Siz kimsiniz?” “Siz kimsiniz? Siz kimsiniz? Siz kimsiniz?” “Benim dostum olun.Çok yalnızım.” “Yalnızım...yalnızım...yalnızım...” “Ne tuhaf bir gezegen!” Diye düşündü. “Her yer kupkuru,sipsivri,sert ve korkutucu...Hem insanlarında hayal gücü hiç gelişmemiş...Sadece kendilerine söyleneni tekrar ediyorlar...Benim evimde bir çiçeğim vardı,her zaman ilk önce o konuşurdu...”
Sayfa 103