Dolunay

Dolunay
@_TheYennefer_
Yaşamak benim için bir ipin üzerinde durmak gibi dengede. Ya hoyratça ilerleyeceğim sağa sola savrulurcasına,ya da olduğum yerde bekleyip ipin kopmasını bekleyeceğim acımasızca..
Spoiler içerebilir ~
8/10
·152 syf.·
2020 4. kitabı
Çok güzel bir hikaye ve harika mesajlar.. küçük prens oldukça küçük bir gezegenden yolculuğa çıkıp en sonunda dünyaya gelen biri,bu yolculuk boyunca uğradığı gezegenlerde kral,ayyaş,iş adamı ve fenerciyle tanışıyor. Hepsi yetişkin ve “çok önemli” işleri var,prens yetişkinler “şu büyükler de ne tuhaf!” Diye düşünüyor hep,hepsinin önemli işleri var ama hepsi tuhaf çünkü yaptıkları işlerden kendileride emin değil. En son dünyada bir pilotla karşılaşıyor ona dünyaya gelene kadar başından geçenleri anlatıyor. Kısaca pilotla aralarında geçen duygu ve diyaloglar çok hoş,bir nevi pilotun kaybolan duygularını geri getiriyor. Tek eksiği bazı flashback’lerde geçişler pasif olduğu için anlaşılmıyor.Onun dışında harika bir kitap,aslında önemli gördüğümüz şeylerin ne kadar basit ve uğruna çabalayıp feda ettiğimiz zamanın daha değerli olduğunu anlatmaya çalışıyor bize,aynı zamanda nazikliğin ve gönül gözüyle görmenin daha önemli olduğunu..
Küçük PrensAntoine de Saint-Exupéry · Olimpia Yayınları · 2016280,4bin okunma
Dünya’nın gerçek yüzü
Küçük prens,oldukça yüksek bir dağa tırmandı.Şimdiye dek görmüş olduğu dağlar,kendi gezegenindeki üç yanardağdı sadece,onların da boyu ancak dizlerine kadardı sönmüş yanardağı da tabure olarak kullanıyordu. Kendi kendine “herhalde bu yüksek dağdan,bütün gezegeni ve bütün insanları görürüm...”dedi.Ancak sipsivri kayaların tepelerinden başka birşey göremedi. “Günaydın!” Dedi nazikçe. “Günaydın! Günaydın! Günaydın!” Diye yankılandı sesi. “Siz kimsiniz?” “Siz kimsiniz? Siz kimsiniz? Siz kimsiniz?” “Benim dostum olun.Çok yalnızım.” “Yalnızım...yalnızım...yalnızım...” “Ne tuhaf bir gezegen!” Diye düşündü. “Her yer kupkuru,sipsivri,sert ve korkutucu...Hem insanlarında hayal gücü hiç gelişmemiş...Sadece kendilerine söyleneni tekrar ediyorlar...Benim evimde bir çiçeğim vardı,her zaman ilk önce o konuşurdu...”
Sayfa 103
*Oldukça spoiler içerir*
9/10
·690 syf.·
2020 3. kitabı
Kitap,okuması oldukça ağır.Başlangıcının cevapları sonda olduğu için başlarda oldukça kafam karıştı. Yazar oldukça veri ve bilgi birikimine yer vermiş,karakterleri hissedebiliyor ve akıcı bir şekilde okuyorsunuz. Açıkçası valentinus’un molozların altında kalan empat çocuk olduğunu sanmıştım bu yüzden sonra oldukça şoke oldum,sullivanın romada papa olması ve jill’in hâlâ onun peşinde olması beklendik olmasına rağmen kurduğu kaos planı oldukça şaşırtıcı ve yaratıcıydı. Jill gibi bir karakterin (dine inancı ve bu inancı kaybetme korkusu olan) eşcinsel olması kendisine yarattığı zıtlıkla beraber oldukça anlaşılabilir ama ameliyat olması beklenmedik bir durumdu,kendine yarattığı yeni kimlikle beraber oldukça hırslı ve kin dolu bir karakter ayrıca,toplu katliama yol açacak bir tarikat kurması ve bu tarikatın dünya çapında olması etkileyici,her ne kadar kötü bir karakter olsada,bazı açıklamaları dışında tanrı hakkında ki görüşlerine katıldığımı söylemeliyim. Kitapta ki iki ölüm çok ani ve büyük bir kayıp oldu,winter ve elijah’ın olaylara gösterdiği cesaret ve soğukkanlılık tebrik edilesi. Sonradan olaylarda daha çok görülen stevie kitaba oldukça renk katmış. Ama kitapta en çok şaşırdığım valentinus’un jill oluşuydu,ve bir araba kazasının bütün bunlara yol açması.. Eğer jill araba kazası geçirmeseydi belki yeniden empat olamayacaktı ve bu olayları başka yöne çekecekti. Ve beklenmedik son winter ve elijah’ın daha çok işleri olduğunun izleriydi.Zinserin ölmemesi de cabası..
EmpatiAdam Fawer · April Yayıncılık · 202337bin okunma
“Valentinus kendi öfkesinden saklanmak ister gibi sesini alçaltarak devam etti. “Size benim ne gördüğümü söyleyeyim:savaş görüyorum.Hastalık görüyorum.Acı çeken insanlar görüyorum.Sözde adalet adına yapılan zulmü görüyorum.kötülüğü görüyorum.Kendinden zevk alan,kendi dehşeti içince yüceltilen kötülüğü.Nefrete sarılmış,dinle örtülmüş kötülüğü.Sevgi kılığına girmiş ama, aslında yargılayan ve öfke dolu kötülüğü.” Başını tiksintiyle salladı.Sonra sanki nerede olduğunu anımsamış gibi bakışlarını kaldırdı.Buruşmuş yüzü bir hiddet ve hüzün maskesi gibiydi.”
Sayfa 486