Herkese selamlar, uzun süredir kitaplığımda okunmayı bekleyen en merak ettiğim roman olan körlük kitabını inceleyeceğim. İlk olarak, Jose Saramago'nun kitaplarını okumaya başladığım ilk eser oldu. 1998 Nobel edebiyat ödülü almış eserde Körlüğün salgın bir hastalık olduğu ve her hastanın birbirine bulaştırdığı gerçeği göz önüne alındığında, hükümet, körlüğe yakalanma olasılığını taşıyan veya salgını taşıyan kişilerle aynı ortamda bulunanları tecrit ederek toplumdan uzak tutarak Yayılmasını önlemeye çalışmaktadır. salgına yakalanan kişilerin körlüğü siyah bir karartıdan ziyade beyaz bir süt havuzu olarak olarak görmektedirler. Yetersiz beslenmeye ve birbirinden iğrenç pisliğe maruz bırakıldıkları bu ortamda insan haklarının tamamı yok sayılmaktadır. Kendi temel bakımlarını bile kendi başına yapamam ve yardıma muhtaç olan bu hastaların ruh sağlığı üzerindeki etkisini en derinden okumatayız. İnsanı insan yapan unsurların her birinin yok sayıldığı, güçlünün güçsüzü ezmek için örgütlendiği, suçun cezasız kaldığı bir ortamda insanın ne kadar yavşi ilkel bir hayvana dünüşebileceğini çok iyi bir şekilde anlatmış yazar. Kitaptaki karakterlerin adlarının olmaması ve ikili diyalogların satır başlarında değil düz bir şekilde aktarılması beni biraz şaşırttı. Ancak verilmek istenen mesajlar oldukça fazlaydı ve okuması keyifliydi. Herkese iyi okumalar.