O FORTUNA

O FORTUNA
Serbazê ramanên gêj. My name is Giovanni Giorgio but everybody calls me Giorgio.
19. Ve 20.yy'lar
Gezegenimizin tarihinde, önceki yüzyılların hepsinden daha çok, bilimler önemli ve baskın bir rol oynarlar. Birbirlerine destek olurlar. 1810’da, fi­zikçi Malus ve Arago ışığın polarizasyonunu bulur­lar; bu daha sonra kayaçlann incelemesinde kulla­nılacaktır. 1815'te, kimyacı Davy, madenciler için yeni bir emniyet lâmbası gerçekleştirir. 1834’de Tourneyron türbini bulur. 1853’te, Polonyalı eczacı Lukasievvicz petrolü arıtır. 1859’da, Amerikalı Drake ilk petrol kuyusunu açar. Süveyş Kanalı açılır. 1864’te, Pasteur mikrobiyolojiyi kurar; mikrobiyolo­ji toprakların incelemesinde büyük önem kazanır. 1873’te, ilk hidroelektrik türbin çalıştırılır; bu bü­ yük barajların inşaatının başlangıcıdır. 1895’te, Roentgen X ışınlarını bulur; X ışınları kristallerin ve fosillerin incelemesine uygulanacaktır. 1896’da, Becquerel radyoaktiviteyi bulur. 1933'te, elektron mikroskobu bulunur; elektron mikroskobu mineral­lerin incelemesine de uygulanacaktır.
Tarih
Reklam
Dikkat, kristal şekilleri üzerine çekilmişti. Al­man Bergman (1735-1784) göstermiştir ki, bir geo­metrik inşa ile kalsitin bir şeklinden diğerine geçi­lebilir. Bergman büyük bir buluşun eşiğindeydi, fa­kat yapamadı. Bu buluş, bir dokumacının oğlu ye körler için rölyef baskıyı ortaya koyan Valentin Haüy’nin kardeşi olan Rene-Just Haüy’e (1742- 1822) düşmüştür. Renâ-Just koro çocuğu olmuş, sonra papaz ve Yunanca profesörü olmuştur. Dev­rim sırasında şüpheli kişi olarak görülmüş, hapis­ haneye konmuş ve hücresinde minerallerini bulun­ durmayı istemiştir; mineraller kendisine verilir. Kendisini tahliye etmek istediklerinde bunu redde­ der; zira sınıflamalarını henüz tamamlamamıştır.
Tarih
Tarihte, her temelli, parlak buluşun başlangıcında, şöyle diyen orta ze­kâlar hep bulunur: "Hayır. Yok böyle bir şey." Fa­kat sonunda olaylar üstün gelir.
Tarih
Batı’dan tamamen ayrı olarak, Çin tek başına evrinir. Çin daha o zaman çok yerleşik bir ülkedir ve özellikle bir tarım ülkesidir. Meraklı oluşları, on­ları bilimlerden çok tekniğe yönlendirir. Buluşlar çok sayıdadırlar ve önemlidirler. Daha İ.Ö. 200 ya da 210 yılında, Kac Ling tepesi toprağından porse­len yaparlar; kaolin sözcüğü buradan gelmiştir. Hı­ristiyanlık çağına doğru çinko bulunur. İ.S. 105 yı­ lında, Tsai-Lun, yöntemli deneylerden sonra kağıdı bulur. Saklanmış en eski kağıt örneklerinin tarihi İ.S. 150 yılıdır. 83 yılında, Louan-Hang, parlatılmış bir bronz tabla üzerinde dönen manyetitten bir ka­ şığın kuzeyi gösterdiğini anlatır. Pusula ise 1020 yı­ lma doğru bulunmuştur. 132 yılında, Tohian-Hen, depremleri meydana çıkarmaya (ölçmeye) yarayan bir aygıt olan seismoskopu ilk olarak yapar. 232’de el arabası yapılır; 605’te havai fişek, 7. ve 10. yüzyıl arasında barut, 969’da mermi patlat­ ma düzeni ortaya konur. 940’ta, Tian Kiac, ağaçtan tasarruf etmek ve böylece ağaçsızlanma tehlikesine çare bulmak ereğiyle, ısıtma için petrol kullanmayı öne sürer. Artezyen kuyuları 1000 yılından önce bi­ linmektedir. Basım harfleri 1040’ta, kağıt para 1261’de, metal dökümden basım harfleri 1043’te or­ taya konur.
Tarih
Yunanlılar ne kadar verimli olduysalar, bilim­ lerde olduğu kadar sanatta ve felsefede Romalılar bize o kadar kısır görünmektedirler. Yunanlıların bilimse] gerilemesi İ.Ö. 2. yüzyılda başlar ve Roma İmparatorluğunun zaferiyle pekişir. Yunan bilimi, Lâtin ülkelerinde, kolej anılarının, klâsiklere saygı­ nın, eski taşlara tapınışın, yasal düzen sevgisinin ve sayısız hıristiyan dindarlık atılışlarının birbirine karıştığı elverişli bir önyargının geleneksel zevkini çıkarmaktadırlar. Fakat madalyonun öbür yüzü var. Devrimsel hiçbir şeyi olmayan maden mühendisi Louis de Launay belirtir ki, Romalılar yerbilimlerinde "ken­ dilerinden hiçbir şey üretmediler"; hunlar "barbar­ lar" dır, "yalnızca silâhların gücüne ve yalnızca he­ men pratik olan sonuçlara düşkündürler." Onların dünyasında kazanç ve eğlence amaç olmuşlardır; mühendislik sanatı biraz gelişmiştir, çünkü para getiriyordu. Fakat an bilimler tehlikede olmuşlar­ dır. Fazla askeri, adlî ve otoriter bir eğilim, bilimle­ rin gelişmesi için uygun değildir.
Tarih