Tarihte, her temelli, parlak buluşun başlangıcında, şöyle diyen orta zekâlar hep bulunur: "Hayır. Yok böyle bir şey." Fakat sonunda olaylar üstün gelir.
Batı’dan tamamen ayrı olarak, Çin tek başına evrinir. Çin daha o zaman çok yerleşik bir ülkedir ve özellikle bir tarım ülkesidir. Meraklı oluşları, onları bilimlerden çok tekniğe yönlendirir. Buluşlar çok sayıdadırlar ve önemlidirler. Daha İ.Ö. 200 ya da 210 yılında, Kac Ling tepesi toprağından porselen yaparlar; kaolin sözcüğü buradan gelmiştir. Hıristiyanlık çağına doğru çinko bulunur. İ.S. 105 yı lında, Tsai-Lun, yöntemli deneylerden sonra kağıdı bulur. Saklanmış en eski kağıt örneklerinin tarihi İ.S. 150 yılıdır. 83 yılında, Louan-Hang, parlatılmış bir bronz tabla üzerinde dönen manyetitten bir ka şığın kuzeyi gösterdiğini anlatır. Pusula ise 1020 yı lma doğru bulunmuştur. 132 yılında, Tohian-Hen, depremleri meydana çıkarmaya (ölçmeye) yarayan bir aygıt olan seismoskopu ilk olarak yapar.
232’de el arabası yapılır; 605’te havai fişek, 7.
ve 10. yüzyıl arasında barut, 969’da mermi patlat ma düzeni ortaya konur. 940’ta, Tian Kiac, ağaçtan tasarruf etmek ve böylece ağaçsızlanma tehlikesine çare bulmak ereğiyle, ısıtma için petrol kullanmayı öne sürer. Artezyen kuyuları 1000 yılından önce bi linmektedir. Basım harfleri 1040’ta, kağıt para 1261’de, metal dökümden basım harfleri 1043’te or taya konur.
Yunanlılar ne kadar verimli olduysalar, bilim lerde olduğu kadar sanatta ve felsefede Romalılar bize o kadar kısır görünmektedirler. Yunanlıların bilimse] gerilemesi İ.Ö. 2. yüzyılda başlar ve Roma İmparatorluğunun zaferiyle pekişir. Yunan bilimi, Lâtin ülkelerinde, kolej anılarının, klâsiklere saygı nın, eski taşlara tapınışın, yasal düzen sevgisinin ve sayısız hıristiyan dindarlık atılışlarının birbirine karıştığı elverişli bir önyargının geleneksel zevkini çıkarmaktadırlar.
Fakat madalyonun öbür yüzü var. Devrimsel hiçbir şeyi olmayan maden mühendisi Louis de Launay belirtir ki, Romalılar yerbilimlerinde "ken dilerinden hiçbir şey üretmediler"; hunlar "barbar lar" dır, "yalnızca silâhların gücüne ve yalnızca he men pratik olan sonuçlara düşkündürler." Onların dünyasında kazanç ve eğlence amaç olmuşlardır; mühendislik sanatı biraz gelişmiştir, çünkü para getiriyordu. Fakat an bilimler tehlikede olmuşlar dır. Fazla askeri, adlî ve otoriter bir eğilim, bilimle rin gelişmesi için uygun değildir.
İnsanlık yolunda yürüdüğün gün
Sorarsın kuluna lutf ile hal hatır.
Dersin:
Sabırla ara gönlünün istediğini.
Sabır nerede,
Hangi gönülle,
Ne diyorsun sen yahu?