O FORTUNA

O FORTUNA
Serbazê ramanên gêj. My name is Giovanni Giorgio but everybody calls me Giorgio.
Büyük ayıptır kasılmak Tüm halktan kendini koparmak Gözbebeğinden öğrenmek gerek Herkesi görüp kendini görmemek
Şiir
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Görülüyor ki, edebiyatta ve sanatta olduğu gibi, yerbilimlerinde de Yunanlıların katkısı büyüktür. Bu katkı, komşularının ve çağdaşlannmkini aşar. Hangi nedenle? ... Sicilya’dan Anadolu’ya ve hatta ötesine kadar yayıldıkları halde, Yunanlılar kalaba­lıktılar, Fenikelilerden çok daha kalabalıktılar ve Fenikeliler kadar ticaret ellerinde değildi. Yunan toplumunun Mısır toplumu kadar yoğunluğu yok­tur. Kentleri bağımsızdır; entellektüel zaferleri, aşı­rı merkezleşme yerine yayılmış olmaları ve katılık yerine esnek olmalarıdır. Pek az halk, diktatörlük­lere karşı onlar kadar başkaldıncı olmuştur. Hiçbir zaman büyük askerî fetihlere kalkışmamışlardır. İskender imparatorluğu geçici bir serüven olmuştur (bu imparatorluk on beş yıl sürmemiştir); aynca ya­ bancı kökenli, Makedonya kökenlidir; süratli bir adamın, zengin altın madenlerinin ve kendine özgü çarpışması olan bir ordunun bir araya gelmesi sonu­cu olmuştur. Bu imparatorluk, tüm Doğu’da, Yuna­nistan insanlarının, dilinin ve düşüncesinin daha ön­ceden baröşçı, tedricî ve çok derin sızmalarının üzeri­ne eklenen, alışılmamış ve ilâve bir yer olmuştur. İs­kender’den sonra, daha eski ırklar oldukları yerde, kaldılar, yavaş yavaş sızan kollar varlıklarını sür­dürdüler ve bunların meyveleri İskenderiye’de, Ana­ dolu’da, Bergama’da, tüm Doğu’da olgunlaştılar. Kısacası, tarih öncesinin uzun emeklemelerin­den, Neolitiğin ve maden devirlerinin teknik başarı­larından sonra, Yunanistan bilimde bize ciddî so­nuçların ilk büyük hasadını veriyor; ilk yöntemleri kuruyor; gözlerimizin önünde ışıklı perspektifler açıyor.
Tarih
Strabon (İ.Ö. 63-l.S. 20) aynı zamanda coğrafyacı ve jeologtu. Küçük para şeklinde olan tek hücreli hayvanlar Nummulitler'in ilk kez betimini verir. Bilmektedir ki 196 yılında, Santerin adalar denizinde yeni bir volkanik ada, Hiera belirmiştir. Onun zamanında, Napoli yakınında, çok sakin bir dağ biliniyordu; bu Vezüv’dü ve bir volkan olduğu düşünülebilmişti. Strabon, dağın konik şekline göre bu cüretli yargıya varmıştır. Öte yandan, sırayla kara ve deniz alanları çağ­ lar boyunca değişmişlerse, Strabon der ki "Bunun gerçek nedeni, aynı karanın bazen yükselmesi, ba­ zen de alçalmasıdır; aynı şekilde, deniz bu iki hare­ kete uymak zorunda kalmıştır, bazen taşmıştır ve bazen kendi sınırlarına çekilmiştir. Şu halde sözkonusu neden zemine atfedilmelidir; gerek denizin ta­ banını oluşturan zemine, gerek deniz tarafından is­ tilâ edilmiş olan zemine". Ve Strabon ekler: ’Yalnızca münferit kaynaklar ve küçük ya da büyük adalar değil, kıtalar tümüyle böylece yükselebilmişlerdir". Bu, gözüpek bir hipotezdir ve modern jeoloji göster­ miştir ki çoğu kez doğrudur, karanın ve denizin gö­ receli hareketlerinin önemli kısmını açıklamakta­ dır. Yöntemine gelince, Strabon bize onu da tanım­lar: "Duyularımız altında olan ve bir ölçüde, her gün gözlerimizin önünden geçen nesneleri açıkla­ malarımızdan sonuç çıkarmak yerinde olur." Bu, ancak 1830’dan sonra kesin başarı gösteren güncel olaylar ilkesinin ilk anlatımıdır.
Tarih
Yorumcuları aracılığıyla tanıdığımız Pythagoras’ın öğretimi doğru kavramlarla doludur. Dünya küreseldir. Vadiler, akarsular tarafından kazılmış­ tır. Sel, dağların toprağını kazımıştır ve bunu deni­ze sürüklemiştir. Bataklıklar kuru arazi haline gel­miştir, sonra yeniden su altında kalmıştır. Kolay alev alan kaynaklar vardır (muhtemelen Irak ova­ larında hâlâ günümüzde de yanan petrol sızıntıla­rı). Depremler bazı kaynaklan kurutmuşlar, bazen ise yeni kaynaklar ortaya çıkarmışlardır; dereler yatak değiştirmişlerdir. Örneğin Yunanistan’da Erasimus, Asya’da Mysus. Kentler deniz altında kalmışlardır. Volkan delikleri çeşitlidirler; bazıları kapanırlar, bazılan açılırlar. Kayalıklar ve adalar şiddetli hareketlere uğradıktan sonra sabitleşirler. Burada, günümüzde de Akdeniz’de sık görülen de­ nizaltı püskürmelerin betimlemesine tanık oluyo­ruz. Fakat Pythagoras’ın sesini dinleyelim: "Bu dünyada hiçbir şey ölmez; nesneler ancak şekil değiştirirler. Doğmak, bir nesnenin yalnızca önceden olduğundan farklı olmaya başladığını ifade eder. Ölmek, aynı şey olmanın sona ermesi demek­tir. Bununla birlikte, hiçbir şey uzun zaman aynı şekli korumasa da, hepsi genelinde sabit kalır." İşte bir çırpıda, denge ve istatistik kavramlarının çok büyük rol oynadığı en modern sentezlerin seviyesi.
Tarih
Du caran du çar ne jiyan e hevalên ezîz. Ew destpêka mirinê ye.
Kurdî