Ay karanlık
Gecedir.
Yatar Of'inan
Kıpır kıpır
Ağrısı suracığında
Karnının
En yumuşak
Yerindedir.
De gayri
Gel kan revan
Türkülerle gel.
Ağıtlarla
ince sularla
Demir bağrışa bağrışa
Zindan çağrışa çağrışa
Şöyle buyurdu ki Yusuf
Dört kitaptan daha büyük:
"Demek bu hayat
Önce sana bana yük
Demek su kimin
Toprak kiminse
Motor, elektrik ve ışık kiminse
Demek sultan odur.
Demek insan bölük bölük
Yaşıyorsan ölüyorsun demek
Nasıl yaşıyorsan
Öyle düşünüyorsun demek
Munzurum
Pus
içinde
Savrulur
Karla
Rüzgarla
Aşağıda
Domates
Biber
Fideleri
Çalışır
Derin
Kuyuarda
...
Ve
Keban
Dedikeri
Bir
Küçük
Şehir
Yediğim
Ağu da
İçtiğim
Zehir
Oy kurban
Ölem
Ben
Ölem
Kuytularda.
'Oluş' ne demek? Kadın kıyafetine bürünmek, kadın gibi olmak, bir erkeğin kadın oluşu, kadın gibi davranmasından geçen bir şey değil. Bir Fransız'ın Cezayirli olması demek değil. Bir Türk'ün Kürt olması, Rum olması demek değil, yani azınlık oluş, minör oluş gidip bir Rum lokantasında içki içmek demek değil. Rumca şarkı dinlemek değil yahut Rumca öğrenmek de değil yahut Kürtçe konuşmak da değil azınlık oluş. Minör oluş tersine majör olanın içinden geçen bir şey. Yani minör gibi yapmak değil, kadın gibi yapmak değil, Türkçe gibi konuşmak değil yazmak değil ama kendi hakim kimliğinin içinde bir tür yarık açmak demek. Kendi hakim kimliğinin içine öbürünün hareketini yerleştirmek demek. Kıyafet değiştirmek, dil değiştirmek değil, kendi kıyafetinde, kendi dilinde yabancı gibi olmak demek. Yani Deleuze'ün kendi ana dilinde bir yabancı gibi konuşmak dediği şey, ama kendi ana diliyle, kendi kimliğiyle alakalı bir hareket bu. Öbürünün kimliğiyle veyahut da diliyle değil. Azınlık yahut minör olma hareketi kendi içinde yabancı hale gelmek demek.