-Bilim, insanlığın tek güçlü yapısıdır. Yunanlılarca ortaya konan belirlenimciliğin bu bilimsel çelik duvarına çarpıp kaç duvar kırılmadı; dinler, töreler, ütopyalar; bugünkü pragmatizmin ve temel düşüncelerin ntüm bu küçük aldatmacaları... Ve bütün bunlara karşı çelik duvar sarsılmadan duruyor, ve bilim bu salt engelleri kaldırıp atmakla yetinmiyor, gelişmek için ondan yararlanıyor.
+Evet, bilim bu engelleri kaldırıp atıyor; insanı bile kaldırıp atıyor.
-Evet, bu bir ölçüde doğru...
Bizim bildiğimiz dünya, evrenin duyumsanır ufuktaki parçasının kendi beynimizdeki yansımasının bir sonucudur; kuşku götürür yanı var mı bunun? Yaşamış olan ve yaşayan öteki insanların beyinlerine yansıyan imgelerle birleşen, çelişen bu yansıma, bizim dünya konusundaki bilgimizdir, bizim dünyamızdır. Gerçekte bizim dışımızda da böyle midir? Bilmiyoruz bunu, hiçbir zaman da bilemeyiz.
—Öyleyse ne yapacağız, bilinçsiz mi olalım? Bir barbar rahatlığı içinde yiyip içip savaşıp avlanalım mı?
- Barbar rahat mı sence? diye sordu Iturrioz. Ne düş! Ne düş! Bu da bizim uydurmamız. Barbar hiçbir zaman rahat olmamıştır.
—Kendine bir parça saygı duyarak yaşamak için belli bir düzen yok, öyle mi?
-Böyle bir düzeni olan, kendi yaşamı için yaratmıştır onu.
İnsana özgü bir kuruntudur adalet. Gerçek, yok etme ve yaratmadır. Avlanmak, savaşmak, sindirmek, soluk almak aynı zamanda hem var etme, hem yok etme biçimleridir.