Herkes biliyor: savaş çıkarmanın kolay, barışı korumanın zor olduğunu. Gene de toplumun olanaklarını, devlet bütçelerini, beyin gücümüzü olası savaşlara seferber ederken, haklı bildiğimiz savaşlarımıza gerekçe yaratabilmek için provokasyonlara bile başvuruyoruz.
Hangi ülkede, hangi yüzyılda olursa olsun, öğrencilere tarih anlatılırken, insanlığın aklına gelmesine rağmen en çok savaşlar, kahramanlar ve savaş sonrası yapılan antlaşmalar üzerinde durulur.
Efsanelerimiz de, tarihçilerimiz de bizleri savaşlarla, savaşçılarla tanıştırdı. Bugün de tarih deyince ilk aklımıza gelen, muzaffer savaşçıların, savaşçı imparatorlukların isimleri.
Dünyanın neresinde, ne zaman doğmuşsak doğalım, annelerimiz, babalarımız, dinlerimiz, devletlerimiz bize bir geçmiş giydiriyor. Onlar giydirdikçe biz de ha babam giyiniyoruz. Çoğumuz, geçmişin elbiselerini günümüz terzilerinin dikmesini yadırgamadan kabullenmekle kalmayıp, elbiselerimizi bedenimizden ayırt bile edemiyoruz.