KUSUR OLARAK GÖRDÜKLERİMİZ
Bir şeyin kusurlu olup olmadığı o şeyin yapılış amacına uygunluğu ile ölçülür, yani amacına uygun şekilde işlev görmüyorsa o maddede kusur var diyebiliriz.
Bulaşık makinasının amacı bulaşıkları yıkamaktır, onu kusurlu yapacak olan şey bu işlevi yerine getirmemesidir.
"Büyük, küçük, müşahhas, mücerred, maddî, manevî hilkatteki herşey adalet prensibine tabidir. Hiç bir varlıkta, ne bir fazlalık ne de bir eksiklik bulunmadığı gibi, bir adaletsizlik, bir mîzansızlık da kesinlikle yoktur."
Bütün mevcûdâta baktığımız zaman, gözle görülür bir denge ve düzenin yanısıra, son derece ölçülü bir düzen ve çok iyi bir şekilde tevzî edilen rızık ve bütün kâinata hükmeden bir hikmetin var olduğunu görebiliyoruz.
Bütün bunların hepsi, Allah’ın herşeyi aynı anda ve hikmetle ihata eden ilmine, hikmetine ve adaletine şehadet etmektedir.
Kainatta görmüş olduğumuz bütün varlılar bir düzen ve intizam ile yaratılmış ve bir tanesinde dahi kusur bulunmamakta.
Bizler nakıs olan gözlerimizle gördüklerimizi ve kusur olarak addettigimiz şeyleri
(kişilerde bulunan belli başlı hastalıklar , rahatsızlıklar gözümüze görünen zahirde çirkin ve kötü olan haletler, gözümüze haşa gereksiz ve lüzumsuz gelen şeyler)
Bunlar ve bunlar gibi bizlere kusurlu gelen herşey, yaratılış amacına uygun olarak hareket ettiği takdirde düzen ve intizamın içindedir.
Bizlerin yaratılış amacı bizleri yaratan zatı, esma ve sıfatlarıyla birlikte tanıyıp iman etmektir.
Eğer bizler yaratılış amacımıza uygun davranmıyorsak kusurlu varlıklar haline gelmiş oluyoruz.
Allahın şafi isminin tecellisi olan hastalık bir kusur değildir, çünkü şafi isminin amacı sağlık ve sıhhat vermesidir.
Rezzak esması, Rabbimizin biz kullarına verdiği maddi manevi rızıklardır, ve biz varlıklarında maddi manevi açlık ile