Yavan, verimsiz bir yaşantı içindeki insanlar da içlerindeki gerçek duyguları aramazlar. Çevrelerinin kendilerine biçtiği çerçeveyle yetinir ve bunu alışkanlık haline getirirler. Bu da içlerindeki gizli, gerçek duyguların ölmesine kadar gider.
Küçüklüğümüzden itibaren bize bazı şeylerin iyi bazı şeylerin kötü olduğu öğretilir. Bunları konuştuğumuz insanların düşüncelerinden, hareketlerinden alırız. Oysa o kavramları gerçek anlamlarıyla değil insanların ona yüklediği anlamlarla öğrenmiş oluruz.
Afrika'nın ücra köşelerindeki ülkelerin bize yabancı olması gibi bazı insanlarda kendi kendilerine yabancıdır. Bakışlarını asla dış dünyadan kendilerine çevirmeyi bilmezler.