Divan şiiri, edebiyatımızın bir has bahçesi gibidir. Bu zaman ve bu iklim içinde her his ve her fikir, klasik bir zevkle duyulur, tıraşide bir üslubla yazılır ve üstadane bir eda ile söylenilirdi. Öyle ki, bu edebiyatı, beş, beş buçuk asırlık şairlerimiz, şiirlerinin kalıpları, vezin ve kafiyeleri içine gönüllerinin, ruhlarının seslerini neylere üfler gibi üfleye üfleye büyülemişlerdir. İşte böyle her mısra, erişmek istedikleri kemali bulunca, onlar da: "Eş'ârı böyle söyler üstâd söyleyince!" derlerdi. Her mısraları bir icmâl olan bu klasik şairler, hiçbir zaman acele ve ihmal ile değil de her zaman dikkat ve itina ile okunmak isterler. Bu şairlerin, beşeri, dünyevî hislerle birlikte aşk ve sevdayı da derin derin duydukları görülür. Gönüllerini hemen her zaman bir aşk ve vuslat hayali kaplar. İnsan talihinin aşk mucizesiyle olan alâkasını her zaman duyarlar. Bu zamanların şairleri de, mahrem duygularını ve sevgilerini uzun uzun söylerler..