“Bu hep böyledir, sevgi kendi derinliğini bilmez ayrılık vakti gelip çatana kadar.“
“Car comme il en a toujours été, c’est seulement à l’heure de la séparation que l’amour connaît sa propre profondeur.“
Başta hayır hiç uyumlu değiller, biri içine kapanık diğeri insanlara yakın iki insan dediysem de sonrasında Marianında aslında ne kadar yalnız hissettiğini anlamış bulundum.
Burda sevgiden bahsetmek biraz hafif kaçar diye düşünüyorum çünkü çok daha fazlası var bu kitapta, birbirlerine görünmez ince bir iple bağlı iki ruh. Birbirlerine bakarak vaziyetlerini anlayan, hem çok yakın hemde tuhaf bir şekilde uzak iki insan var bu hikayede.
Okurken birçok yerde keşke dedim... keşke Raif Mariadan hemen umudu kesmeseydi, keşke hemen aldatıldığını düşünmeseydi ve içini bu denli karartıp dünyadan umudunu bu kadar erken kesmeseydi dedim. Keşke bir kızı olduğunu öğrendiğinde bu kadar pasif bir şekilde bu haberi karşılamasaydı yani kısacası keşke durmak, sadece anlamak ve olayları akışına bırakmak yerine bir şeyler yapsaydı ama onunda doğası böyleydi sonuçta...
Sonu hüzünlü bitsede anlamlı, verilen bir mesaj var, oda insanın umudunu hemen yitirmemesi gerektiği, bir insan yüzünden başka insanlara önyargılı yaklaşmaması gerektiği.
İlk türkçe okuduğum kitap bu olmuş oldu, ara ara anlamadığım kelimeler olsada beğenerek okudum, tavsiye ederim.
“Kaybedilen en kıymetli eşyanın, servetin, her türlü dünya saadetinin acısı zamanla unutuluyor. Yalnız kaçırılan fırsatlar asla akıldan çıkmıyor ve her hatırlayışta insanın içini sızlatıyor. Bunun sebebi herhalde, “Bu böyle olmayabilirdi!” düşüncesi, yoksa insan mukadder telakki ettiği şeyleri kabule her zaman hazır.”