Zihindeki fırtınalardan kurtulmanın ilk adımı otomatik düşüncelerden kurtulmaktır.
İçinde bulunduğunuz durumu bir gözlemci olarak izlemeye çalışın. Sizde uyanan duygu ne? Korku mu? Kaygı mı? Atâlet mi? İsteksizlik mi? Önce duygunuzu keşfedin.
Duygular bir neden değil sonuçtur. Bu duyguyu uyandıran temel sebepler aslında sizin geliştirdiğiniz, inandığınız ya da saplanıp kaldığınız birtakım düşüncelerdir. Duygunuzu bulduktan sonra bir adım geriye gidin ve buna sebep olan düşünceyi bulmaya çalışın.
Değersizlik hissiyle baş edebilmenin temel yollarından biri, dışarıdan gelecek hiçbir onayın beklentisi içine düşmemektir. Kimin, hangi konuda, ne düşündüğünü belirleyici bir faktör olarak kabul etmemek gerekir.
“Gelemiyorum ama taksiyle mi gitsen ya da öğle paydosunda ben seni götürüp getirsem olmaz mı?” yaklaşımı da tıpkı “üzgünüm” sözündeki gibi kendinizi hala suçlu hissettiğiniz sonucuna ulaştırır sizi. Her şeyden önce karşı tarafı memnun etme işini kendinize görev biçtiğinizi ve eğer bu işi yapamazsanız büyük ayıp etmiş olacağınızı açıkça ortaya koymuş olursunuz.