Nora Seed

Hasan-ı Basrî hazretleri şöyle der: Vallâhi, Kur'ân'ı inanarak okuyan hiçbir kul yoktur ki hüznü artıp da sevinci azalmasın, ağlaması çoğalıp da gülmesi azalmasın, işi başından aşkın hale gelip de rahatı ve tembelliği kaybolup gitmesin! ****
Sayfa 83 - Sufi Yayınları·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Hz. Katâde de şu uyarıyı yapar: Bu Kur'ân'la bir an senli benli olan, ondan ya artıyla ayrılır veya eksiyle. ***
Sayfa 81 - Sufi Yayınları·Kitabı okudu
Din
Hz. Mâlik ibn Dînâr da şöyle diyordu: Ey Kur'ân okuyanlar! Kur'ân sizin kalplerinize ne ekti? Çünkü Kur'ân, müminin ilkbaharıdır, ilkbahar yağmuru yeryüzü için neyse o da odur! ***
Sayfa 81 - Sufi Yayınları·Kitabı okudu
Din
(Elif lâm mîm veya elif lâm râ ya da hâ mîm gibi sure başlarında yer alan harfler, okuyana oraları hatırlatır). Mîmler (m harfleri), Kur'ân'ın meydanlarıdır. Râlar (re harfleri) Kur'ân'ın bağlarıdır (bostanlarıdır). Hâlar (h harfleri) onun kaleleri. Sebbeha (Allah'ı tesbih eder, yüceltir) kelimesiyle başlayan sureler, Kur'ân'ın gelinleridir. Hâ mîm ile başlayan sureler, Kur'ân'ın dîbâceleri/kiymetli kumaşlarıdır. Mufassal, yani Kaf'tan sona kadar olan sureler ise,Kur'ân'ın bahçeleridir. Bunların dışında kalan surelerse, Kur'ân'ın kervansaraylarıdır. Dolayısıyla Kur'ân okuru, meydanlara girer, bağlardan bir şeyler devşirir, kalelerin içine dalar, gelinleri görür,kıymetli kumaşları giyinir, bahçelerde gezinir, kervansarayların odalarında dinlenir. O yüzden de, zihni ve gönlü bütün bunlarla dolar taşar. Kendisini bunlardan başkası meşgul etmez. Hatırından başka bir şey geçmez ve başka hiçbir şey de onun zihnini dağıtmaz!
Sayfa 63 - Sufi Yayınları·Kitabı okudu
Din
Allah'ın Kelâmı, kaynağına doğrudan bakılamayan o apaçık güneşe veya kişinin kendisine bakarak yolunu bulduğu gökte parıldayan yıldıza benzer. Allah'ın Kelâmı, değerli hazinelerin anahtarı, içenin ölmediği âbıhayat, kullananın hastalanmayacağı ilaçtır.
Sayfa 60 - Sufi Yayınları·Kitabı okudu
Din