"İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için sevmekten korkuyor.
Kendisini sevilmeye layık görmediği için sevilmekten korkuyor.
Sorumluluk getireceği için düşünmekten korkuyor.
Eleştirilmekten korktuğu için konuşmaktan korkuyor.
Reddedilmekten korktuğu için duygularını ifade etmekten korkuyor.
Gençliğinin kıymetini bilmediği için yaşlanmaktan korkuyor.
Dünyaya iyi bir şey vermediği için unutulmaktan korkuyor.
Ve aslında yaşamayı bilmediği için ölmekten korkuyor."
İnsan kendini geliştirdikçe ideal "ben'e doğru gider. "İdeal ben'e gitmek ise, ego idealini doğru çizmekle mümkündür. İç yolculuk sırasında büyük bir öğrenme aşkıyla kişinin kendisine
yenilikler eklemesi ve bunu yaparken de sürekli okuyan, araştıran, sorgulayan bir yapıda olması gerekmektedir. Aksi takdirde kişilik bozukluğunu telafi etmek mümkün değildir. Hayatında hiçbir
konuda yol almamış kimselerle yaşamak, hakikaten çok zordur.
Batılılaşmak ayrı, modernleşmek ayrı şeydir. Batılılaşmak, Batı kültürünü benimsemek demektir. Onun müzik zevkini, mimarisini, eğlence şeklini de kabullenmeyi gerektirir. Oysa kültürel kimliğin bir parçası olan modernizm, milletlerin değerlerini korumasıyla da gerçekleşebilir. Mesela Japonlar geleneksel hüviyetlerini koruyarak modernleşmeyi seçerken biz, değerlerimizi değiştirmek suretiyle
modernleşmeyi tercih ettik. Japonlar enerjilerini gardırop, müzik gibi alanlara yöneltmek yerine, teknoloji alanında sarf ettiler. Bu da Uzak Doğu ülkelerini ileri noktalara taşıdı. Ancak biz, yapılmaması gerekeni yaptık: Batı modernizmini sorgulamadan aldık. Bir gecede çıkarılan kanunlar, bize kendi kıymetlerimizi unutturdu.
Demokrasi ve teknoloji alanlarında harcamamız gereken zihinsel enerji ve planlama geride kaldı.