Evet, Brezilya'dan hiç ayrılmadan da bu noktaya gelebilirdim, ama kitaplarımdan birinde Santiago adındaki çobanın yaptığı gibi, yakınımızdakini anlamak için önce uzaklara gitmek gerekir.
Çocuksu bir coşkuyla kendimden geçtiğim o an topu topu beş dakika sürmüş olmalıydı... Sonradan hiçbirini hatırlayamayacaktım, fakat bu o kadar önemli değildi. Neticede zaman ileri ya da geri sarabileceğimiz bir kaset değildir.
Bunu başkalarına anlatacağını aklından çıkar. Zaman, şu andır. Tadını çıkar.
İnsan yaşamalı, tecrübe etmeli ve hayatın anlamına kafa yormamalı. Herkesin Asya'yı bir uçtan bir uca aşması ya da Santiago de Compostela'ya yürümesi şart değil elbette.