" Geceyarısından sonradır ve sabahın ilk saatleridir. Herkesin uykuda olduğu saatleri kullanır şairler. Çünkü zaman hırsızıdırlar . Başkalarının zamanlarını çalarlar. Yeryüzünün saklı zamanlarını, uykulu zamanlarını kullanırlar. Herkesin ortak kullandığı saatlerde zaman zayıflar,güçsüz düşer. Çünkü paylaştırılmış, bölüştürülmüş , diri tutulmuştur ; ışığın ve gölgenin oyunlarından mahrum bırakılmıştır; her şey çok aydınlıktır . Nesnelerin ve hayatının görünüşü çiğdir. Nesneler de gizlenir ,esinler de ... Kelimelerin yalnızca bir anlamı vardır gündelikte. Oysa, yerkürenin uykulu olduğu saatlerde doğa da nesneler de kendilerini daha çabuk ele verirler . Zamanın daha som, günün daha zayıf olduğu saatleri kullan yeryüzüyle söyleşmek için . Sözcüklerin ilk günkü anıları en iyi öyle anımsanır , öyle anlaşılır. "
Her zaman yaptığımız şeyi yapmaya o kadar alışmışızdır ki durup doğru olup olmadığını sorgulamayız bile. Performanstaki başarısızlıklarımızın çoğu, büyük ölçüde öz farkındalık eksikliğine dayandırılır.
Her alışkanlık sadece sonuç vermekte kalmaz , aynı zamanda size çok daha önemli bir şey öğretir : Kendinize güvenmeyi .Bu şeyleri gerçekten başarabileceğinize inanmaya başlarsınız.Oylar birikip kanıtlar değişmeye başladıkça kendinize anlattığınız hikaye de değişir.