Fırat

Zamanın, dişlerini üzerlerinde boş yere denediği şeyler yaratmak; biçimiyle, tözüyle, küçük bir ölümsüzlük için çabalamak-kendimden daha azını bekleyecek kadar mütevazı olmadım şimdiye kadar. Almanların arasında ilk ustası olduğum aforizma, özdeyiş, "bengiliğin" biçimleridir; benim hırsım, başkalarının bir kitapta söylediğini on cümlede söylemektir - başka herkesin bir kitapta söylemediğini... İnsanlığa, sahip olduğu en derin kitabı, Zerdüşt'ümü verdim: çok yakında en bağımsız kitabı da vereceğim. —
Sayfa 101·Kitabı okudu
Felsefe
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Burada Manzara Açık. Bir filozofun susması, ruhun yüksekliği olabilir; kendisiyle çelişmesi, aşk olabilir; bilen kişi yalan söylüyorsa, nezaketten olabilir. Çok incelikle söylenmiş bir sözdür: il est indigne des grands coeurs de répandre le trouble, qu'ils ressentent: buna bir de, en yakışıksız olanın karşısında korkmamanın da, ruhun büyüklüğü olabileceğini eklemek gerekir. Seven bir kadın, onurunu feda eder; bilen biri "sevince" belki insanlığını feda eder; seven bir tanrı, oldu bir Yahudi....
Sayfa 96·Kitabı okudu
Felsefe
"Catilina varoluşu"nu, zaten var olan, artık var olmayacak olan her şeye karşı bir nefret, intikam ve isyan duygusunu...
Sayfa 96·Kitabı okudu
yeri gelmişken, Dostoyevski kendisinde öğrenecek bir şeyler bulduğum biricik psikologdur: yaşamımın en güzel şanslarından biridir, Stendhal'i keşfedişimden de güzel. Sığ Almanları hor görmeye on kat hakkı olan bu derin insan, aralarında uzun süre yaşadığı, çoğu ağır suçlulardan oluşan, topluma yeniden karışmaları artık olanaksız Sibirya mahkûmlarını, kendi beklediğinden de çok farklı bulmuştu - hemen hemen Rus toprağında yetişen en iyi, en sert ve en değerli ağaçtan yontulmuşlardı.
Sayfa 95·Kitabı okudu
Suçlu ve Ona Akraba Olan. -Suclu tipi elverişsiz koşullardaki güçlü insan, hasta edilmiş güçlü bir insan tipidir. Her güçlü insanın içgüdüsündeki silah ve korunma olan her şeyin haklı olarak var olduğu yabanıllık, belirli bir daha özgür ve daha tehlikeli doğa ve varoluş biçimi eksiktir onda. Erdemleri toplumdan sürgün edilmişlerdir; beraberinde getirdiği en canlı içgüdüleri, çok geçmeden en bunaltıcı duygulanımlarla, kuşkuyla, korkuyla, onursuzlukla çarpıklaşırlar. Bu da handiyse, fizyolojik yozlaşmanın reçetesidir. En iyi yapabildiği, en severek yaptığı şeyi, gizli gizli, uzun bir gerilim içinde, dikkatle, sinsilikle yapmak zorunda kalan, kansızlaşır; ve içgu- dülerinden hep tehlike, kovuşturma, bela hasat ettiği için, duygusu da bu içgüdülere karşı yönelir onları tehlikeli olarak duyumsar. Dağlardan ya da denizin serüvenlerinden gelen doğal yapılı bir insanı zorunlu olarak bir suçluya yozlaştıran, toplumdur;
Sayfa 94·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce