Tüm Ahlak ve Din Alanı Bu Hayali Nedenler Kavramına Girer. — Hoşa gitmeyen genel duyguların "açıklanışı". Bu duyguların doğmasına, bize düşman varlıklar yol açar (kötü ruhlar: en ünlü vaka-histeriklerin cadılar olarak yanlış anlaşılması). Bu duyguların doğmasına, uygun bulunmayan eylemler yol açar ("günah" duygusu, "günahkârlık" duygusu fizyolojik bir hoşnutsuzluğa yüklenir-insan kendisiyle barışık olmamak için her zaman gerekçeler bulur). Bu duygular cezalar olarak, yapmamış olmamız gereken, olmamış olmamız gereken bir şeyin, bedeli olarak doğarlar (Schopenhauer'in bunu küstah bir biçimde genelleştirdiği cümlede, ahlak, neyse o olarak, yaşamı asıl zehirleyen ve ona iftira eden olarak görünüyor: "ister bedensel olsun, ister ruhsal, her büyük acı, neyi hak ettiğimizi bildirir; çünkü onu hak etmeseydik, bize gelemezdi."
Her dinin ve her ahlakın temelinde yatan en genel formul: "Şunları ve şunları yap, şunları ve şunları yapmı mutlu olursun. Aksi halde..." şeklindedir. Her ahlak, her din bu buyruktan oluşur,
Ahlak, şimdiye kadar anlaşıldığı haliyle son olarak da, Schopenhauer tarafından tanımlandığı gibi "yaşama istencinin olumsuzlanması" olarak deka- dans-içgüdüsünün ta kendisidir, kendini bir buyruk haline getirir: ve der ki: "Yok ol!" - yargılanmışların yargısıdır bu...
"Tanrı kalbin içini bilir" demekle, yaşamın en düşük ve en yüce arzularına hayır der ve tanrıyı yaşamın düşmanı olarak görür... Tanrının hoşuna giden aziz, ideal hadımdır... "Tanrinin krallığı"nın başladığı yerde, yaşam sona erer...
Özellikle yeni bir yaratım, örneğin yeni bir krallık, dostlardan çok düşmanlara gerek duyar: ancak karşıtlık içinde kendini zorunlu hisseder, ancak karşıtlık içinde zorunlu olur... "içimizdeki düşman"a da farklı davranmayız: düşmanlığı orada da tinselleştirmiş, orada da değerini kavramışızdır. Ancak çelişki dolu olmak pahasına verimli olunur; ancak ruhun gevşememesi, huzuru özlememesi koşuluyla genç kalınır...