SeL

SeL
Huzursuzluk doğamda vardı; bana acı verecek kadar yoğunlaşıyordu bazen...
... yaşadığım sokak, sokak lambaları, şu an içinde bulunduğum ev, salondaki mobilyalar bir gün hepsi ortadan kaybolacak... tıpkı bedenim gibi. Ama bir şey var ki kainatın ruhunda iz bırakacak: sevgim.
Reklam
...derinlerden bir ses bana her şeyin anlamsız olduğunu söylüyor. Kainat milyarlarca yıldır var ve sen öldükten sonra da var olmayı sürdürecek. Devasa bir muammanın mikroskobik bir parçacığın üzerinde yaşıyoruz ve çocukluğumuzdan beri sorduğumuz sorulara cevap bulamıyoruz: başka gezegende yaşam var mıdır? Tanrı iyi kalpli ise neden başkalarının acı çekmesine izin verir?
Kediden korktuğu için kederlenen bir farecik varmış. Büyük bir büyücü fareciğe acımış ve onu kediye dönüştürmüş. Ama hayvan bu sefer de köpekten korkmaya başlayınca büyücü onu köpeğe dönüştürmüş. Bu sefer de kaplandan korkmuş. Büyücü, gayet sabırlı bir biçimde, gücünü kullanıp onu kaplana çevirmiş. Ama bu seferde avcıdan korkmaya başlamış. Büyücü, sonunda pes etmiş ve hayvanı yeniden fareye dönüştürüp şöyle demiş: Sana ne yapsam yardımcı olamam çünkü sen büyüdüğünü hiç anlamadın. En iyisi ilk halinle kalman.
Yaşamak, kararlar verip sonuçlarına katlanmak demektir.
Ben insanların ve meleklerin dilini konuşsam da söylediklerimde sevgi olmadığı sürece sesim borazanın zırlamasından, zillerin şangırdamasından farksız çıkar.