SeL

SeL
Huzursuzluk doğamda vardı; bana acı verecek kadar yoğunlaşıyordu bazen...
Puan vermedi·104 syf.··
2021 8. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 30 Mart 2021 19:16
DOMUZLAŞAN İNSANLAR YA DA İNSANLAŞAN DOMUZLAR... George Orwell' in okuduğum ilk eseri an itibariyle Hayvan Çiftliği olmuştur. Kitap fabl tarzında siyasi hicivler içeriyor. Bir hayvan çiftliğindeki hayvanların hak, adalet, eşitlik kavramları adı altında sömürülere karşı gelmesi başkaldırması ile başlayıp, sonra da birbirlerini sömürmeleri anlatılıyor. Kitabı okudukça şaşırıp günümüzle birebir aynı olduğunu düşünecek ve göreceksiniz. Kitaptaki hayvanları birilerine benzetmeniz de olasıdır. KİTAPTA; makam, mevki yani koltuk sevdasıyla yanıp tutuşan bir domuz ( Napoleon), bu koltuk sevdalısının YALAKASI her zaman her şekilde bir kılıf uyduranı ( Squealer), daima yılmadan çalışan biraz da enayi olan bir at ( Boxer) yani halk, veeee asıl fiyasko her daim güçlünün yanında olan sorgusuz sualsiz inanan asla sorgulamayan KOYUNLAR :) SİZE DE TANIDIK GELDİ BİLİYORUM. Özetle; güç kelimesi gücü eline alana göre iyi ya da kötü olarak değişebilir. Orwell bunu öyle güzel anlatmış ki... Sorgulamayı unutmamanız dileğiyle.
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025296,1bin okunma
Reklam
Puan vermedi·136 syf.··
Beğendi
·
2021 7. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 14 Mart 2021 23:36
Feminist yazar Virginia Woolf Kendine Ait Bir Oda eserinde, genele baktığımız zaman "kadın ve kurgu edebiyatı" başlığı altında birçok konuyu irdelemiştir. Woolf, yüzyıllardır -ve günümüzde de olduğu gibi- kadının yok sayılışı " hatta gerek madden, gerek manen yok edilişi" toplumun kadına verdiği "dayattığı" roller, toplumsal eşitsizlik, kadınların sadece cinsiyetinden dolayı yaşadıkları dezavantajlar gibi konular üzerinde durmuştur. Temelde Wollf, kitabın adından da anlaşılacağı üzere kadının kendi odası ve ekonomik özgürlüğü olması gerektiğini sıkça vurgulamıştır. Bu kitap bir haykırış ve başkaldırıdır, kadınlara yüksek sesle yapılan çağrıdır; silkelenmemizi, kendimize gelip, içimizdeki o küçük kıvılcım seslerine kulak vermemizi, yedi kat yerin dibine saklanmış kalemi bulup düşüncelerimizi tutsaklıktan kurtarmak için beklemememizi, harekete geçmemiz gerektiğini sert bir dille öğütlemiştir. Son olarak Woolf'un kadınlara bir sorusu var: " bahaneniz ne ?"
Kendine Ait Bir OdaVirginia Woolf · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202448,1bin okunma
Puan vermedi·120 syf.··
Beğendi
·
2021 6. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 25 Şubat 2021 07:05
John Steinbeck'in okuduğum ilk kitabı an itibariyle "İnci" oldu. Gerek konusu, gerek olayların akışı ve yapılan vurgular itibariyle çok sevdim inciyi... Kitapta; Kino, Juana ve Coyotito adında üç kişilik yoksul bir ailenin yaşamı anlatılıyor. Kino'nun paraya ihtiyacı olduğu bir zaman da inci bulmasıyla başlıyor hikaye. İncisini korumak, rahat bir yaşam sürme sevdasıyla başına açtığı belalarla da son buluyor. Kino' nun açgözlülüğü belkide çaresizliği, yapılan sınıf ayrımına duyduğu öfkesi, umudu, ucu bucağı olmayan endişe ve korkusu; en sonunda da hırsın meydana getirdiği kaybediş... Juana'nın mecburi kabullenişi... Coyotito'nun hiçbir şeyden habersiz yok oluşu... Belkide en değerli inci sevgi dolu bir ailedir.
İnciJohn Steinbeck · Oda Yayınları · 199549,8bin okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2021 5. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 22 Şubat 2021 05:37
Masum bir kalbin kafesteki çırpınışları... Annesi cezaevinde olan Barış'ın mecburi tutsaklığı. Küçük bedenine aldırmadan büyüklerin bile sorgulayamadıklarını sorgulayan, görmemesi hissetmemesi gereken şiddetin içinde büyümeye çalışan, içinde kocaman sevgi barındıran, özgürlüğü hiç tatmamış, güneşin doğuşundan ve batışından bi haber, yüce gönüllü küçük adamın hikayesi. Arkadaşına İnci'sine yazdırdığı ama asla ulaştıramadığı mektupları, hayal kırıklıkları, ama asla pes etmeyişi; kitap okumanın, düşünmenin, fikirlerin neden suç olduğunu anlayamayacak kadar olgun bu çocukla bütün okurlar tanışmalı.
Uçurtmayı VurmasınlarFeride Çiçekoğlu · Can Yayınları · 202417,2bin okunma
Puan vermedi·118 syf.··
Beğendi
·
2020 23. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 31 Aralık 2020 14:26
Vıctor Hugo eserinde adından da anlaşılaşacağı üzere bir idam mahkumunun son gününü; acısını, öfkesini, zaman zaman ölüme meydan okuyuşunu ama en çok korkularını ve umutlarını anlatır. (Karakter ölüm düşüncesinden kaçmak, ardında bir şeyler bırakmak adına yazmaya karar veriyor. Kitabı karakterin kaleminden okuyorsunuz. Bu da kitabın kalitesini biraz daha artırıyor bana göre.) Yazar; mahkumun, düşünceleriyle birlikte havasız, küçücük bi yerde yapayalnız kendiyle boguşmasını ince ince işlediği ruh tahlilleriyle anbean hissettiriyor. Ölüm soğuk bir kelime evet burada hemfikir olduğumuzu düşünüyorum ama kitapta ölümü beklemenin hissettirdiği duyguların daha zor daha ıstıraplı olduğu çok iyi bir şekilde işlenmiş. Karakterin iniş çıkışları, meydan okuyuşları, başkaldırışları, isyanları ve teslimiyetiyle bunu bize hissettirmiş Hugo. Sayfa 61'deki alıntı bunu destekler nitelikte; -Korkulacak bir şey olmadığını, acı çekilmediğini, sakin bir ölüm olduğunu, ölümün böylece kolaylaştırıldığını söylüyorlar. Hey! Peki 6 haftalık bu can çekişmeye, gün boyunca süren bu iniltiye ne demeli? Çok yavaş ve çok hızlı geçen o telafisi imkansız son günün endişelerine ne demeli? Giyotin sehpasına çıkan ıstırap merdivenine ne demeli?- Yazar; kişinin suçu ne olursa olsun sonucu idam olmamalı görüşünü savunuyor. İdam günü oluşan kalabalığı, bu kalabalığın sevincini, coşkusunu eleştiriyor. Dönemin siyasal yapısını irdeleyip, yapılan haksızlıkları, -bakanların suçlarının örtbas edildiğini- gözler önüne seriyor. Kimi zaman adalet adı altında adaletsizliği sorguluyor. Açıkçası kitabı okurken üzülmedim diyemem özellikle karakterin üç yaşındaki kızıyla yaptığı sohbet, kızının onu tanımaması içime oturmuş olabilir ama ikilemde kaldığım anlar da çok oldu. Şimdiki zamanı günümüzü düşünüp acaba mı diye
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,3bin okunma
Reklam