Asılmak üzere olan bir adamı düşün. As onu ve ölsün, her şey bitmiş olur. Ama onu asmak için yapılan tüm hazırlıkları görmeye zorladığında ve ilmek gözünün önünde sallanırken ona cezasının ertelendiğini söylediğinde adam geri kalan tüm hayatı boyunca acı çeker.
... senin gözünde gölge gibi dolaşan, yalancı, suçlu bir yaratık oluyordum; hakkı olan şeyi bile ancak dolambaçlı yollardan elde eden kıymeti olmayan bir yaratık.
Benim için üç dünya vardı; birincisi yaşadığım dünya, sadece benim için yaratılmış ama asla uymakta başarılı olamadığım emirler altında bir köle olarak yaşadığım dünya, ikincisi benden sonsuza dek uzak, içinde senin yaşadığın, hükmetmekle, emir vermekle ve uyulmadığı zaman öfkelenmekle geçirdiğin dünya, üçüncü dünya ise herkesin mutlu, emir ve zorunluluklardan bağımsız yaşadığı bir âlem.
...
Ben de hiç şüphesiz seni sözlerimle kırdım sık sık ama her zaman bunun farkına varırdım, acı çekerdim ama kendime engel olamazdım, sözleri bastıramazdım, daha ağzımdan çıkarken pişman olurdum. Öte yandan sen hiç düşünmeden sözlerinle kamçılardın, ne söylerken ne de sonrasında hiç kimse için üzülmezdin, insanlar senin sözlerin karşısında tamamen savunmasız kalırdı.
...
Yıllar sonra bu devasa adamın babamın, bu sonsuz otoritenin istediği zaman odama gireceğini, beni yatağımdan dışarı taşıyacağını ve onun gözünde her zaman önemsiz olacağımı düşünerek kendime eziyet ettim.