“Cemil’in bütün gün evde ruhsal söküklerle uğraştığını da biliyordu Nazlı. Ev, iplik parçalarıyla, kırpıklarla dolu oluyordu, iki ucu bir araya getirilememiş hatıralarla ve partal fikirlerle. Yaşamak bu küçük evde de eksik kalıyordu; elli dört metrekare içinde Cemil’in yetişemediği, tamamlayamadığı şeyler vardı. Sessizlikler vardı. Hissettiği şeyi tam o anda kimseye söyleyememiş Cemil’in kuytuya köşeye bıraktığı sessizlikler, yutkunmalar ve toz.”
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
''Ben doğru dürüst konuşamadığım, konuşmaktan tat almadığım birine aşık olamam. Konuşmak için de ortak bir dil, ortak bir duyarlılık gerekir değil mi? Ortak dili bulmanın zorluğundan söz ediyorum. Kibir değil bu!''
'İş bahane, oraya kelimeleri aramaya gittin. Kelimeleri seviyorsun, bazen insanlardan bile fazla. Bardağın dibinde kalan çayı otlara doğru savururken, oluklardan yağmur suyu boşalırken, bir hatıra gözün kan gibi oturduğunda şıp diye bulacaksın onları, kelimeleri. Dokunmak isteyeceksin onlara, onları ceplerine doldurmak isteyeceksin.''
Sen, çok eski bir şeye aşık olan o eski kadınlardandın…
Sen, birini sevdiğinde bütün dünyayı, herkesin her şeyle ilişkisini sevendin…
Senin birini sevmen, dünyanın bütün dertlerini, bütün acılarını göğüslemeye hazır olduğun anlamına gelirdi…
Acıları ve sana akacak olan dünyanın her şeyini daha iyi ve kesintisiz algılamak için, bildiğin her şeyi unutturdun…
Yalınlaştırırdın kendini. Arındırırdın…
Sen birini sevdiğinde, kendinden önce bütün dünyayı kurtarmak için severdin…
Sen, sevmek için çıkardın sokağa…