Sen sevmek için çıkardın sokağa ama kaderine terk edilmiş kimsesiz yoksulların cesetleriyle ve isyankârların göğüslerinden akan kanların derin fısıltılarıyla dönerdin evine…
Çok yoksuldun, öylesine yoksuldun ki yoksullar bile korkardı yoksulluğundan, yoksulluk bile korkardı…
Saçındaki bir kıvrım, duvara yansıyan gölgen, gölgendeki mağrur sesin, tenindeki kurtarılmış bir koku, aklını karıştırırdı yoksulluğun.
Modası geçmiş bir yoksulluktu seninkisi...
“Musluğu tekrar taktı, vanayı açtı, sızıntı kesilmişti. Halbuki sızıntı hep vardır, ip gibi, yaşadıklarımızdan, okuduğumuz kitaplardan, seyrettiğimiz filmlerden zihnimize akan bir şeyler hep vardır.”