Gerçekten de en tatlı ezgi bile durmadan çalınırsa, sıkar bizi tatsız bir parça olup çıkar. Önceleri hoşa giden sonraları çekilmez olur. Sevinçler de böyledir : Hiç değişmeyen, uzun süre olduğu gibi kalan bir sevinç gitgide yoksullaşır, dolgunluğunu yitirir, tam bir yokluğa karışır sonunda.
Bir çocuk gördüm, ağlıyordu. Çünkü evlerinin kapıcısının oğlu ölmüştü. Ana-babası önce bıraktılar ağlasın, sonra sıkıldılar bundan. "Niye ağlıyorsun" dediler. Senin kardeşin değildi ki o. Çocuk gözyaşlarını sildi. Korkunç bir şey öğrenmişti: Demek ki, yabancı bir çocuk için ağlamak gereksizdi!