Aramamız gereken, başkasını ikna yolları değil, kendimizin mukni oluşudur. Müslüman eğer beşikten mezara niçin gittiğini biliyorsa, bu bilgisini süsleyip bir başkasına cazip kılmasına gerek kalmaz. Çünkü bu konudaki rahat ve emin tavrı başlı başına bir cazibe olacaktır. O zaman bir tür azadlık yaşayacağımızı, bu azade halimizin de başkalarını cezbedeceğini düşünebiliriz. Yani beşikten mezara giden yolda kendimize sağladığımız güven, başkalarına sunabileceğimiz güvenin kaynağıdır. Çağımızın propaganda, beyin yıkama ve şartlandırma metotları, kişinin kendi inanmadığı şeylere başkalarını inandırmasının yollarıdır. Müslümanların "bir ikna metodu" aramaları kendilerini, kendi itikadlarını alelâde bir doktrin seviyesinde görmeleri demektir ki bu, İslâm'a mahsus bilgiyi terkettiklerinin delili olabilir.
Beşikten mezara niçin gittiğimizi bilseydik" diyor Maurice Maeterlinck, "bu yol boyunca tıpkı mektepten azad olmuş çocuklar gibi şarkı söyleyerek giderdik."